Sorun bildir
Karar Ekle

Yargıtay E: 2005/2806 - K: 2006/5140 Sorun bildir

Esas no: 2005/2806

Karar no: 2006/5140




Banner


E: 2005/2806 - K: 2006/5140

İÇTİHAT METNİ

ÖZET :

Sözleşmenin yükümlülüklerin yerine getirmeyence diğer tarafa cezai şart ödemesini öngören hükmünün, sadece sözleşmeye taraflardan biri tarafından aykırılıkta bulunmasının sabit olması halinde işlerlik kazanacağı gözetilmelidir. Sözleşme kapsamında sözleşmeye aykırılıkta bulunan tarafa yazılı ihbarla tanınacak 15 günlük sürede aykırılıkların giderilmemesi halinde diğer tarafa yazılı olmak kaydı ile sözleşmeyi feshetme hakkının doğacağı, davacının değinilen biçimde ihtar göndermeksizin sözleşmeyi feshetmesi karşısında cezai şart isteyemeyeceği gerekçesiyle bu talep kaleminin reddedilerek davacının fesihte haklı olduğu yolundaki gerekçeyle çelişkiye düşülmesi isabetsizdir.

Davacı tarafından gönderilen ihtarnamede sözleşmeye aykırılıkların giderilmesi için davalı şirkete 3 gün süre tanınmış olsa da bilirkişilerce de tespit edildiği üzere fesih ihtarnamesinin gönderildiği tarihe kadar geçen ve tanınması gereken 15 günlük mehli çokça aşan sürede davalı şirketçe bildirilen ihlal hallerinin giderilmemesinden dolayı eylemli olarak sözleşmeyle öngörülen sürenin davalı şirkete tanındığı dikkate alınarak sözleşmeyi ihlal ve haklı fesih nedeniyle davacının cezai şarta hak kazandığı dikkate alınmalıdır.

DAVA :

Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.11.2004 tarih ve 2003/114-2004/848 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ve davalılardan Karizma İnsan Kaynakları Danışmanlığı Ltd. Şti. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.05.2006 günde davacı avukatı N.Dağgeçen ile davalı avukatı V.Kanımoğlu gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Y.A.tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR :

Davacı vekili, şirket ve işletmeler için eleman seçme, istihdam etmelerine ilişkin yönetim ve insan kaynakları danışmanlığı hizmeti veya buna bağlı olarak aday belirleme, önerme, ilan verme, iş analizi, performans sistemi, ücret araştırması ve eğitim programları düzenleme konularında faaliyet yürüten müvekkilinin kurumsal kimliği ve tüzel kişiliği çerçevesinde İzmir bayii olarak 1997-2002 yılları arasında çalışan davalı şirketin zamanla kendi adını ve yetkili temsilcisi olan diğer davalıyı öne çıkararak bayiliği kişisel faaliyet haline dönüştürdüğünü, ihtarla tanınan sürede sözleşmeye aykırılıklar giderilmeyince müvekkili tarafından 19.08.2002 tarihli ihtarnameyle sözleşmenin feshedildiğini, daha sonra kurulan M.U.Danışmanlık Ltd. Şti.nin de davalı şirketin devamı izlenimi yarattığını ileri sürerek, ( 10.000 ) USD cezai şartın, sözleşmeden kaynaklanan ( 110.071.684 ) TL. cezai hesap alacağının, sözleşme süresince davalı şirketin kendi adına yaptığı faaliyetler nedeniyle ödemesi gereken ( 1.000.000.000 ) TL.nin davalı şirketten tahsilini, davalıların müvekkili şirket ile aynı konuda faaliyette bulunmasının üç yıl süreyle önlenmesini, müvekkiline ait kayıt ve dökümanların iadesini ve ( 1.000.000.000 ) TL. manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacının sözleşmeyi feshinin haklı nedene dayanmadığını, müvekkili şirketçe sözleşmeye aykırılıkta bulunulmadığını, alacak iddialarının dayanaksız olduğunu, diğer müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, mübrez belgelere, icra takip ve delil tespit dosyalarına, tanık anlatımlarına ve taraflara ait ticari kayıtlar üzerindeki bilirkişi incelemesine dayanılarak, davalı şirketçe kendi adı öne çıkarılarak faaliyette bulunulmak suretiyle sözleşmeye aykırılıkta ve haksız rekabette bulunulduğu, bu nedenle davacının sözleşmeyi fesihte haklı olduğu, ancak sözleşmeye uygun olarak aykırılıkların giderilmesi için davalı şirkete ( 15 ) günlük süre tanımadığından cezai şart isteyemeyeceği, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı, davacının ( 110.071.684 ) TL. cari hesap alacağı ve ( 386.400.498 ) TL. husumet sözleşmesinden doğan alacağı bulunduğu, diğer davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulü ile ( 386.400.498 ) TL.nin faiziyle tahsiline, davalı şirketin üç yıl süreyle sözleşmede kararlaştırılan konularda davacıyla ilgili iş alanında faaliyet göstermesinin önlenmesine karar verilmiştir.

Karar, taraf şirketler vekillerince temyiz edilmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı şirkete yükletilen ( 386.400.498 ) TL. hizmet alacağının aynı mahkemenin derdest 2003/113 esas sayılı davasında dava dışı şirketten de talep edilmesi nedeniyle o dava sonunda tahsilde tekerrürün önlenmesini sağlayıcı hüküm kurulmasının mümkün olmasına göre davalı şirket vekilinin tüm, dava dilekçesinde TTK.nun 58/e maddesine dayalı manevi tazminat talebinde bulunulmaması ve bu talebin dayandırıldığı davacının tüzel kişiliğe ve ticari itibarının zedelendiği iddiasının ispatlanamaması nedeniyle manevi tazminatın reddinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Ancak;

Taraflarca imzalanan 10.09.1997 tarihli sözleşmeyle sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyence diğer tarafa ( 10.000 ) USD cezai şart ödemesini öngören hükmünün, sadece sözleşmeye taraflardan biri tarafından aykırılıkta bulunmasının sabit olması halinde işlerlik kazanacağı gözetilmeden sözleşmenin "Sözleşmenin Sona Ermesi ve Sonuçları" başlıklı bölümünde düzenlemeye bağlanan sözleşmeye aykırılıkta bulunan tarafa yazılı ihbarla tanınacak ( 15 ) günlük sürede aykırılıkların giderilmemesi halinde diğer tarafa yazılı olmak kaydı ile sözleşmeyi feshetme hakkının doğacağı, davacının değinilen biçimde ihtar göndermeksizin sözleşmeyi feshetmesi karşısında cezai şart isteyemeyeceği gerekçesiyle bu talep kaleminin reddedilerek davacının fesihte haklı olduğu yolundaki gerekçeyle çelişkiye düşülmesi doğru görülmediği gibi, esasen davacı tarafından gönderilen 01.07.2002 tarihli ihtarnamede sözleşmeye aykırılıkların giderilmesi için davalı şirkete ( 3 ) gün süre tanınmış olsa da bilirkişilerce de tespit edildiği üzere fesih ihtarnamesinin gönderildiği 16.08.2002 tarihine kadar geçen ve tanınması gereken ( 15 ) günlük mehli çokça aşan sürede davalı şirketçe bildirilen ihlal hallerinin giderilmemesinden dolayı eylemli olarak sözleşmeyle öngörülen sürenin davalı şirkete tanındığı dikkate alınarak sözleşmeyi ihlal ve haklı fesih nedeniyle davacının cezai şarta hak kazandığının gözden kaçırılması doğru bulunmamış, kararın bu yön bakımından davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ :

Yukarıda ( 1 ) nolu bentteki nedenlerle davalı şirket vekilinin tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından davalı şirketten başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.05.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

blog comments powered by Disqus
Başa Dön