Sorun bildir
Karar Ekle

Yargıtay E: 2006/3407 - K: 2006/8450 Sorun bildir

Esas no: 2006/3407

Karar no: 2006/8450




Banner


E: 2006/3407 - K: 2006/8450

İÇTİHAT METNİ

ÖZET :

Dava, tespitin iptali ile mera olarak sınırlandırılması, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemidir. Bu gibi davalarda tarafların tanık deliline dayanması ve tanıklarını bildirmesi, bildirilen tanıkların kullanma biçimiyle ilgili dinlenmeleri mümkün ise de taraf köylerden olan tanıkların davada yararları olacağından mahalli bilirkişi beyanları davayı daha ziyade aydınlatır. Bu nedenle mahkemece ileride yapılacak keşifte dinlenmek üzere davada menfaati bulunmayan taraf köyler dışında o yöreyi iyi bilen olabildiğince yaşlı kişiler zabıta marifetiyle belirlenmeli, keşif yerinde gösterilen tanıklarla birlikte bu kişilerin bilgilerine de başvurulmalı, gerekirse tanıklar ile bilirkişiler HUMK.nun 265.hükmünden yararlanılarak yüzleştirilmelidir. Kadastro tesbiti yapılarak çapa bağlanmış parseller hakkında görülen mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırma istemli davalarda yapılan araştırma ve inceleme sonucunda bir köy adına müstakilen veya birkaç köy adına müştereken sınırlandırılmasına karar verilmelidir.

DAVA :

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 1.7.2002 gününde verilen dilekçe ile tesbitin iptali ile mera olarak sınırlandırılması, elatmanın önlenmesi, ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacı Kevenlik ve Baldızı Köylerinin açtığı davaların kısmen kabul, kısmen reddine, Taşkaynak köyünen açtığı davanın reddine dair verilen 19.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi Taşkaynak ve Kevenlik Köyü vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K.R :

Tapulama sırasında 191.861,35 m2 yüzölçümündeki 4 parsel sayılı taşınmaz yayla vasfıyla tapu kaydına dayanılarak dava dışı M.ve Kevenlik Köyü Tüzel Kişiliği adına müştereken, 24.288.477,59 m2 yüzölçümündeki 5 parsel sayılı taşınmaz ise, mera olarak tespit görmüş vaki tespite Taşkaynak ve Baldızı Köyü Tüzel Kişilikleri itiraz etmiş, Kadastro Mahkemesine dava açılması üzerine Kadastro Mahkemesince Baldızı ve Taşkaynak köyü davasının reddine 5 parsel yönünden Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizliğine ve 4 parsel yönünden ise tapu kaydı miktarı olan 100.000 m2 yerin tespit gibi tesciline dair karar Yargıtay 16. Hukuk Dairesince 5 parselin mera olarak sınırlandırılmasına ancak aidiyet yönünden Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesine 4 parsel yönünden ise tapu miktar fazlası olan ve A ile gösterilen 91.861,35 m2'sinin mera olarak sınırlandırılmasına, aidiyet istemi yönünden ise, Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesine, ve hükmün bu şekilde düzeltilerek onanmasına kara verilmiştir. Bu dosya süresi içinde Asliye Hukuk Mahkemesine başvurulmaması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Eldeki davada ise, Kevenlik Köyü Tüzel Kişiliği Taşkaynak Köyünü davalı göstererk 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlara davalı köyün büyükbaş hayvan sokmak suretiyle müdahale ettiğini halbuki, bu taşınmazlarda yararlanma hakkının köylerine ait olduğunu, elatmanın önlenmesiyle 4.000.000.000 TL ecrimisil istemiş, 2002/187 esasında kaydedilen ve birleştirilen davada ise davacı Taşkaynak Köyü, dava konusu 145 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların kadastro Mahkemesinde aidiyetlerinin belirlenmediğini, köylerine ait kadim mera olduğunu, aidiyetinin tespiti ile adlarına sınırlandırılmasını ve müdahalenin menini istemiştir.

Yine birleşen 2003/124 Esaslı davada davacı Baldızlı Köyü de 145 ada 4 ve 5 parsellerin kendi köylerine ait kadim mera olduğunu davalı Kevenlik Köyünün hiçbir hakkı yokken elattığını belirterek köyleri adına mera olarak sınırlandırılmasını ve müdahalesinin menini istemiştir.

Davaya konu 145 ada 4 ve 5 parselle ilgili Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda 4 parsel 100.000 m2 tapuya dayalı olarak M.ve Kevenlik Köyü adına müştereken tescil edilmiş, miktar fazlası da 6 parselde 91.861,35m2 mera olarak sınırlandırılarak özel sicile yazılmıştır.

Yapılan yargılama sonucunda, Taşkaynak Köyünün açtığı müdahalenin men'i davasının reddine, davacı Kevenlik Köyünün ve Baldızı Köyünün açtıkları davaların da kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmü Taşkaynak ve Kevenlik Köyleri vekilleri temyize getirmiştir.

Dava konusu 4 parsel sayılı taşınmaz Kadastro Mahkemesi sonucu 100.000 m2 olarak M.ve Kevenlik Köyü adına tespit ve tescili yapılmış, miktar fazlası 91.861,35 m2'side 6 parselde mera olarak sınırlandırılmıştır. Öncelikle hakkında karar verilen 4 parselde malik olan M.adlı şahsın davada yer almadan, usulünce taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devamla sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.

Davanın esasına gelince; 4342 sayılı Mera Kanunundaki tanıma göre tahsis; çayır, mera, yaylak ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek münferiden ya da müştereken yararlanmak üzere bir veya birkaç köy ya da Belediye'ye bırakılmasıdır. Değişik bir anlatımla tahsis, idari kararla şimdiki Mera Kanununa göre Mera Komisyonu kararıyla yapılabilir. Şayet, mera, yaylak ve kışlak yetkili mercice bir veya birkaç Köy ya da Belediye'ye tahsis edilmemişse yararlanma hakkının kimde olduğunun saptanmasında kadim kullanmaya bakılır. Somut olayda; davacı köyler 4 ve 5 parseller üzerinde kadim kullanma haklarının bulunduğu ileri sürmüşler ve bazı delillere dayanmışlardır. Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve yapılan keşif ve keşifte izlenen yöntem hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.

Bu gibi davalarda tarafların tanık deliline dayanması ve tanıklarını bildirmesi, bildirilen tanıkların kullanma biçimiyle ilgili dinlenmeleri mümkün ise de taraf köylerden olan tanıkların davada yararları olacağından mahalli bilirkişi beyanları davayı daha ziyade aydınlatır. Bu nedenle mahkemece ileride yapılacak keşifte dinlenmek üzere davada menfaati bulunmayan taraf köyler dışında o yöreyi iyi bilen olabildiğince yaşlı kişiler zabıta marifetiyle belirlenmeli, keşif yerinde gösterilen tanıklarla birlikte bu kişilerin bilgilerine de başvurulmalı, gerekirse tanıklar ile bilirkişiler HUMK.nun 265.hükmünden yararlanılarak yüzleştirilmelidir. Mahkemece, bütün bu yönler üzerinde durulmamış, olabildiğince yaşlı kişiler yerine keşifte 1947, 1948 ve 1956 doğumlu kişiler bilirkişi sıfatıyla dinlenmiş, bu kişilerin yeterli olmayan, tanıklarında yekdiğerine aykırı sözleriyle hüküm kurulmuştur.

Böyle olunca mahkemece, öncelikle yukarıda sözü edilen tarafların dayandığı toplanmamış delilleri getirtilmeli, az yukarıda bahsedildiği üzere davada yararı olmayan köylerden zabıta marifetiyle olabildiğince yaşlı bilirkişi isimleri saptanmalı, bu kişilerin ve taraf tanıklarının huzuruyla yerinde yeniden keşif yapılmalı, bilirkişi ve tanıklar HUMK.nun 259. maddesi gereğince keşif yerinde dinlenmeli, beyanlar arasındaki aykırılık yasanın 265. maddesi gereğince giderilmeye çalışılmalı, bilirkişi ve tanıkların sözleri toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirilmeli, oluşacak sonuca uygun bir hüküm kurulmalıdır. Davanın eksik inceleme ve araştırmayla yazılı olduğu şekilde hükme bağlanması bozmayı gerektirir.

Diğer taraftan mahkemece verilen hüküm HUMK.388/son maddesince infaza elverişli olmalıdır. Kadastro tesbiti yapılarak çapa bağlanmış parseller hakkında görülen mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırma istemli davalarda yapılan araştırma ve inceleme sonucunda bir köy adına müstakilen veya birkaç köy adına müştereken sınırlandırılmasına karar verilmelidir. Oysa mahkemece hüküm kurulurken dava konusu parsellerin içinden geçen ve Şehitler suyu olarak adlandırılan derenin doğu kısmının Baldızı köyüne aidiyetine ve batı kısmının Kevenlik Köyüne aidiyetine ve karşılıklı olarak müdahalelerinin men'ine karar verilmiş ve parseller içinde görünürde bir ayrım yapılmıştır. Taraf köylerin aynı parselde ayrı yerlerde kadim kullanım hakları bulunduğu tesbit edilir ise bu yerler fen bilirkişisine krokiye bağlattırılması ve belirlenen yeni çap üzerinden hüküm kurulmalıdır. Aksi takdirde aynı çapta doğu batı ayrımı yapılarak ve arazi üzerinde bulunan doğal derenin sınır kabul edilerek sınırlandırma ve elatmanın önlenmesi kararı verilmesi taraflar arasındaki nizayı giderici nitelikte değil bilakis kullanımda sorun çıkarıcı, belirsiz bir hüküm niteliğindedir. Bu nedenle kararın infaza elverişli hüküm kurulmasını teminen de bozulması gerekmiştir.

SONUÇ :

Yukarıda açıklanan nedenlerle Taşkaynak ve Kevenlik Köyleri vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde yatırılan temyiz harcının yatıranlara iadesine, 13.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yorumlar

blog comments powered by Disqus
Başa Dön