Sorun bildir
Karar Ekle

Yargıtay E: 2008/9154 - K: 2008/12754 Sorun bildir

Esas no: 2008/9154

Karar no: 2008/12754




Banner


E: 2008/9154 - K: 2008/12754

İÇTİHAT METNİ

ÖZET :

Kıyıların niteliği Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kıyıların menfaati umuma ait yerlerden olduğu, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu Kararında da ilke olarak mülkiyet hukuku Yönünden kıyı kenar çizgisinin belirlenme görevinin adli yargı yerine ait bulunduğu, ancak 3621 sayılı Yasanın 5 ve 9. maddeleri hükmünce idarenin belirlediği ve idari yargı yerine başvurulmaması yüzünden yargı yolunun kapanmış olması nedeniyle kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi bulunursa adli yargı yerinde saptamanın buna uygun yapılacağı kabul edilmiştir.

Mahkemece kıyı kenar çizgisinin yukarıda sözü edilen 13.3.1972 tarih 7/4 sayılı ve 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları doğrultusunda saptanarak kıyı kenar çizgisinin altında kalan taşınmazların tapu kayıtlarının iptal edilmesi gerekir.

DAVA :

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.08.1996 gününde verilen dilekçe ile mülkiyetin tespiti istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 27.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 04.11.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı Hazine vekili Av. H.S. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR :

Davacı Hazine, Kazanlı kasabasında bulunan 379, 391, 1391, 1392, 1393 ve 1529 parsel sayılı taşınmazların toprak tevzi komisyonunca mera olarak tahsis edildiğini, Kazanlı koyünün belediye olmasından sonra bu taşınmazların ifraz ve tevhidi ile oluşan dava konusu 27 adet taşınmazın özel mülk olarak. belediye adına tescil edildiğini ileri sürerek, imar planı içinde olmayanların mera olarak sınırlandırılmasını, imar planı içinde kalıp mera vasfını yitiren ve özel mülkiyete konu olabilecek alanda kalanların Hazine adına tesciline, imar planında kamu hizmetine ayrılan alanda kalanların ise belediyeye terkini gereken Hazine yeri olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece çekişme konusu taşınmazların imar planı kapsamına alınan mera olduğu, 4342 sayılı Kanunun değişik geçici 3. maddesi uyarınca yerleşim yeri olarak tespit edilen yerde kalan taşınmazların belediye adına tescil edilmiş olması nedeniyle bedel talep edilmeksizin tescillerinin aynen korunacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmü, davacı temyiz etmiştir.

Dosya içerisindeki mevcut delillere göre, dava konusu taşınmazların 29.1.1954 tarihli toprak tevzi komisyonu kararı ile mera olarak tahsis edildiği. 1960 yılında yapılan tapulama sırasında da mera olarak sınırlandırıldığı, Kazanlı köyünün 1969 yılında belediye olması nedeniyle özel mülk olarak belediye adına tescil edildiği ve ifraz ve tevhitler sonucu dava konusu 27 adet taşınmazın oluştuğu ve davalı belediye adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için meraların hukuki niteliğinin saptanması, meralık vasfının ne şekilde değişeceğinin belirlenmesi ve imar planı kapsamında kalan meraların hukuki durumu üzerinde durulması gerekmektedir.

4342 sayılı Mera Kanununda, hayvan otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri kullanılan taşınmazlar ( m 3/a ) mera olarak tanımlanmış ve kullanım hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olan meraların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu belirtilmiştir. ( m 4/1 ) Ayrıca meraların özel mülkiyete geçirilemeyeceği de yasada düzenlenmiştir. ( m 4/3 )

3194 Sayılı Yasanın 11. maddesi yine anılan Yasa ile değiştirilmiş, imar planı sınırlan içindeki kadastrol yollar ile meydanların, imar planının onayı ile bu vasıflarını kendiliğinden kaybederek onaylanmış imar planı kararı ile getirilen kullanım amacına konu olacağı belirtilmiştir. ( m 35. ) Böylece mera sözcüğü 3194 Sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamından çıkarılmış ve meraların belediyeler tarafından imar planı kapsamına alınarak bu vasfını yitirmesinin önüne geçilmiştir.

Mera Kanunun yürürlüğe girdiği 28.2.1998 tarihinden önceki uygulamada da, 3194 sayılı yasanın 11. maddesi uyarınca imar planı kapsamına alınan meraların Danıştay 1 Dairesinin 10.2.1989 tarihli ve 1988/326-1989/19 sayılı kararı uyarınca "... imar planı sınırları içindeki meraların, planın onayı ile birlikte hukuki bakımdan meralık niteliğini yitireceği, bu yerlerden genel hizmetlere ayrılanların belediye veya özel idareye bedelsiz terkinin gerekeceği, genel hizmetler dışında özel mülkiyete konu olabilecek bir amaca ayrılan yerlerin onaylanmış imar planıyla getirilen kullanım amacına konu ve tabi olacakları, ancak bu durumun meralardan elde edilen yerlerin belediyeler adına tescilini gerektirmeyeceği" öngörülmüştür.

Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü de Danıştay kararı doğrultusunda çıkarttığı 1.5.1989 tarihli ve 1498 sayılı Genelgesinde "...imar planında meydan, yol, park, yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu, terminal gibi umumi hizmetlere ayrılmış yerler dışında kalan ve konut, sanayi ve ticaret alanı gibi özel mülkiyete konu olan kısımların arsa vasfıyla artık belediyeler adına değil, Maliye Hazinesi adına tescil edileceği" şeklinde düzenleme getirmiştir.

Görüldüğü üzere, imar planı içindeki meraların planın onayı ile birlikte hukuki bakımdan mera vasfını yitireceğinden, imar planında genel hizmetlere ayrılanların ( yol, park, yeşil saha, meydan, otopark, terminal gibi ) belediye veya özel idareye bedelsiz terkini gerekeceğinden tapunun beyanlar hanesine ancak imar planında yazılı genel hizmet amacıyla kullanılabileceğine dair şerh verilerek belediye adına, bunun dışındaki özel mülkiyete konu olabilecek konut, sanayi ve ticaret alanında kalanların ise Hazine adına tescil edilmesi gerekir. Belediye adına tescili gerekmeyen yerler belediye adına tescil edilmiş ise "Yolsuz tescil" olacağından Hazine her zaman bu iddia ile dava açabilir. Ne var ki; başlangıçtaki tescil işlemi yolsuz tescil olsa da 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi hükmü bu tür tescil işlemlerinin davalı belediye adına devam etmesi olan sağladığından, 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi şartları üzerinde durulması gerekir. Anılan madde uyarıca işlem yapabilmesi için;

a- Mera, 4342 sayılı kanunun geçici 3. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 03.05.2005 tarihi itibariyle Belediye ve mücavir alan sınırları içersinde bulunmalıdır. Zira bu tarih itibariyle köy sınırları içerisinde bulunan veya bu tarihten sonra Belediye ve mücavir alan sınırları içersine alınan meralarda bu madde hükümlerinin uygulanma olanağı yoktur.

b- Mera 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içersinde kalmalıdır. Bu tarihten sonra imar planı içersine alınan veya imar planı bulunmayan yerlerdeki meralarda bu madde hükmü uygulanmaz. Yasa hükmünde geçen "İmar Planından" maksat ise, her türlü ölçekteki plan yani nazım, uygulama veya mevzi imar planıdır.

c- Meranın, yerleşim yeri olarak işgal edilmesi, yani bu şekilde kullanılması, yerleşim ve işgal durumunun da 01.01.2003 tarihinden önce var olması gerekir. Bu tarihten sonra işgal edilerek yerleşim yeri olarak kullanılan meralarda bu madde hükmü uygulanamaz. Bu maddenin uygulanmasında "yerleşim yeri kavramı" konut, konaklama, turizm, sanayi, askeri ve benzeri amaçlar için kullanılmak üzere planlanarak yapılaşmış veya eskiden beri bu amaçlarla kullanılan şehir, kasaba ve beldelerin üzerinde yapılaşma bulunan yerleşik alanlarını ifade etmektedir.

d- Diğer bir koşul da; meranın, mera niteliği ile kullanılmasının teknik açıdan mümkün bulunmamasıdır.

Yukarıda belirtilen şartların varlığı duraksamasız saptanmadan Belediye, ve diğer kamu ve kuruluşları adına tescil edilmiş meraların mülkiyeti bu kurum ve kuruluşlara bırakılamaz. Bu gibi yerler yasa uyarınca Hazine adına tescili gereken yerler olacağından, mahkemece 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi koşullarının varlığı veya yokluğu üzerinde yeterince durulmalıdır.

Mahkemece yukarıda açıklanan tüm bu hususlar yöntemince araştırılmadan davalı belediyenin dava konusu taşınmazların mera olarak kullanılmasının teknik açıdan mümkün olmadığına dair 20.09.2006 tarihli yazısına değer verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Öte yandan, Milli Emlak Raportörü tarafından düzenlenen 1.11.2005 tarihli raporda dava konusu taşınmazlardan bir kısmının ( 3662, 4281, 2395, 3317 parsel sayılı taşınmazlar ) kıyı kenar çizgisinin altında kaldığı belirtilmiştir.

Kıyıların niteliği Türk Medeni Kanununun 715. maddesinde gösterilmiş, 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kıyıların menfaati umuma ait yerlerden olduğu, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu Kararında da ilke olarak mülkiyet hukuku Yönünden kıyı kenar çizgisinin belirlenme görevinin adli yargı yerine ait bulunduğu, ancak 3621 sayılı Yasanın 5 ve 9. maddeleri hükmünce idarenin belirlediği ve idari yargı yerine başvurulmaması yüzünden yargı yolunun kapanmış olması nedeniyle kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi bulunursa adli yargı yerinde saptamanın buna uygun yapılacağı kabul edilmiştir.

Mahkemece kıyı kenar çizgisinin yukarıda sözü edilen 13.3.1972 tarih 7/4 sayılı ve 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları doğrultusunda saptanarak kıyı kenar çizgisinin altında kalan taşınmazların tapu kayıtlarının iptal edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi de doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan hususlar araştırılmadan eksik araştırma ve soruşturma ile davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.

SONUÇ :

Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 550.00 YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 06.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yorumlar

blog comments powered by Disqus
Başa Dön