Sorun bildir
Karar Ekle

Yargıtay E: 2008/1605 - K: 2008/2778 Sorun bildir

Esas no: 2008/1605

Karar no: 2008/2778




Banner


E: 2008/1605 - K: 2008/2778

İÇTİHAT METNİ

ÖZET :

Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.

Geçit ihtiyacındaki parselin güneyindeki tescil harici taşınmazda kadastro haritasında bulunmayan fiili yolun bulunması geçit ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Ayrıca, TMK.748/3 madde gereği kurulan geçit hakkı tapu kütüğüne kaydı gerektiğinden tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmazlardan geçit kurulamaz. Bu nedenle, Mahkemece yapılacak iş, davacı taşınmazının yola bağlanabilmesi için, taraf yararları ve komşuluk hukuku ilkeleri gözetilerek, fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi de göz önüne alınarak belirlenecek en uygun güzergahtan geçit hakkı kurmak olmalıdır.

DAVA :

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.09.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR :

Davacı, 2141 parsel sayılı taşınmazının yola bağlantısı bulunmadığından davalıya ait 2142 parsel sayılı taşınmazdan geçit kurulmasını istemiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı yada geçit yetersizliği denilmektedir.

Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.

Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte ( emsaline göre 2,5-3 m. ) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.

Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.

Somut olayda, davacıya ait 2141 parsel mutlak geçit ihtiyacı içerisindedir. Keşif sonucu fen bilirkişilerinin düzenlediği 13.11.2007 tarihli krokili raporda geçit seçenekleri gösterilmiştir. Anılan raporun eki krokide geçit ihtiyacındaki 2141 parselin güney bitişiğinde bulunan kadastro harici taşınmazdan da geçit seçeneği işaretlenmiş, bu seçenek değerlendirilerek, kadastro harici taşınmazın fiilen yol olarak kullanıldığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Geçit ihtiyacındaki 2141 parselin güneyindeki tescil harici taşınmazda kadastro haritasında bulunmayan fiili yolun bulunması geçit ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Ayrıca, TMK.748/3 madde gereği kurulan geçit hakkı tapu kütüğüne kaydı gerektiğinden tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmazlardan geçit kurulamaz. Bu nedenle, Mahkemece yapılacak iş, davacı taşınmazının yola bağlanabilmesi için, taraf yararları ve komşuluk hukuku ilkeleri gözetilerek, fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi de göz önüne alınarak belirlenecek en uygun güzergahtan geçit hakkı kurmak olmalıdır. Mahkemece, tescil harici taşınmazın fiilen yol olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ :

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 06.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yorumlar

blog comments powered by Disqus
Başa Dön