Sorun bildir
Karar Ekle

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E:1935/80 - K:1936/14 Sorun bildir

Esas no: 1935/80

Karar no: 1936/14

Tarih: 04.06.1936




Banner


E:1935/80 - K:1936/14

  • MÜSADERE ( Esas Davadan Ayrı ve Bağımsız Bir Dava Olarak Görevli Mahkemede İncelenebilmesi-Temyiz Edilebilme Sınırı )
  • TEMYİZ EDİLEBİLME SINIRI ( Esas Davadan Ayrı ve Bağımsız Bir Dava Olarak İncelenen Müsadere )
  • TEMYİZ SINIRI BAKIMINDAN HUMK HÜKÜMLERİNİN DİKKATE ALINMASI ( Esas Davadan Ayrı ve Bağımsız Bir Dava Olarak İncelenen Müsadere )
  • ZORALIM (Ceza Yasası Bakımından Ceza İle Birlikte Bahis Konusu Olduğu Yerlerde Ceza Hükümlülüğünün Yasal Sonucu Olması)
  • ESAS DAVADAN AYRI DAVA (Zoralım Davası)
  • TEMYİZ YETENEĞİ (Temyiz Edilebilme Sınırının Saptanmasında Kanunun Esas Alınması)

ÖZET :

Ceza yasası acısından ceza ile birlikte söz konusu olduğu yerlerde cezahükümlülüğünün yasal sonuçlarından olan zoralım hususu, esasdavadan ayrı ve bağımsız bir dava halinde esası incelemeye görevli olanmahkemelerde kayıtsız şartsız inceleme konusu olabilir. Aynı şekilde yargıtay'da da incelenebilir. Temyiz edilebilme sınırında humk. Esas alınır.

DAVA :

Ruhsatsız radyo kullananlar hakkından paracezasile beraber verilen müsadere hükümünün temyizi üzerine müsadere noktasından temyiz kabiliyeti kabuledilmişken bu kerre müsaderenin, para cezasının fer'i olması itibarile temyiz kabiliyetinin tayininde esasolamıyacağıtakarrur etmek suretile yeni bir içtihadın tahassülüne mebni keyfiyetin tevhidi içtiat suretile halli Üçüncü CezaDairesinin 21.4.936 gün ve 4861/35 no'lu müzekkeresile talep edilmesi üzerine 4.6.936 gününde toplananHeyetiUmumiyeye, ( ) zatın iştirak ettiği görüldükten ve müzakere nisabı tahakkuk ettikten sonra söz alan ÜçüncüCezaDairesi Reisi F.Karaoğlon; Yüksek Heyete arz olunan mesele, ruhsatsız radyo kulanmaktan dolayıverilenmüsadere cezasının asıl ceza hükmünden ayrı ve müstakil olarak kabili temyiz olup olmadığı meselesidir.Bu işler hakkında tatbik kabiliyeti mevzubahis olacak iki kanun vardır, birisi 330 senesi ağustasundaneşrolunmuşolan "İnşiaatı Elektrikiye Vasıtasile Telsiz Telgraf ve Telefon Hakkında" ki kanundur. Öteki de yine bukanunun 7inci maddesindeki atıf dolayisile 406 sayılı Telli Telgraf ve Telefon Kanununun onsekizinci maddesidir.Evvela, Telsiz Telgraf ve Telsiz Telefon Kanununun ikinci maddesi şu metni ihtiva ediyor; "Osmanlı mülküveyasefaini dahilinde bir kimseye evvel beevvel hükümetten istihsali ruhsat etmeden muhaberata hizmet veya irasımazarrat edebilecek kabiliyette temevvücatı elektrikiye alatı te'sis veya istimal edilmesine yahut ettirilmesinemüsaade olunmaz. Şu madde ahkamına mugayir harekata ictisar edecek olanlar on liradan yüz liraya kadarcezainakdile beraber sekiz günden bir seneye kadar hapis veyahut bu iki cezadan biriyle mücazat ve cihazlarlabunlarınişlenmesine hadim bilcümle mevat ve eşya hükümet tarafından müsadere olunur", denilmektedir. Yine bukanunun 7inci maddesinde de ;

"Telli telgraf ve telefona müteallik ahkamı cezaiye gerek hükümete ait ve gerek ruhsatı resmiyeye haiz vemuhaberatı umumiyeye hadim telsiz, telgraf ve telefon hususatına da tatbik olunur", hükmü vardır.Bizde eşhasın radyo kullanılması son senelerde çoğalmaya başladığı için üç dört yıl evveline gelinceye kadarruhsatsız radyo kullanmaktan tahaddüs edip te Temyiz Mahkemesine intikal etmiş bir dava yokken sonsenelerdetek tük gelmeğe başlamıştır.

İlk gelen iş Muğlada bir mühendisin evindetutulan radyodan dolayı Muğla mahkemesinde verilen ceza münasebetile 931 senesinde Temyize gelen işolmuştur.Muğla mahkemesi ruhsatsız radyo kullanan mühendis hakkında metnini okuduğum telsiz kanununun ikincimaddesinetevfikan on lira ile radyonun müsaderesine hüküm etmiş idi. Bu işin 26haziran932 tarihine tesadüf eden temyiz tetkikatında dairemiz madde metninde mevcut ( muhaberata hizmet veyairasımazarrat edebilecek kabiliyette ) kaydı üzerinde durdu. Halk tarafından istimaline ruhsat verilen radyolardamuhaberata hizmet edebilmek vasıf ve kaydını mevcut görmedi. Onlar yalnız radyo istasyonunun aldığı habervehavadisi verir, fakat kendisi bir şey alamaz. Böyle olunca irtası mazarrat edebilmek kabiliyeti de yok demekti.Heriki kabiliyet olsa olsa radyo muhaberatı neşreden markezler hakkında varit olabilir, yoksa halk için varitolamaz.Binaenaleyh hükümetçe halk tarafından istimaline ruhsat verebilen radyolarda bu mübayenetin mevcut olupolmadığıtahkik ve tespit olunmaksızın hüküm verilmesinin yolsuzluğundan daloyı hükmü bozmuş idik.Başmüddeiumumilik deitiraza mahal görmediği bu karar emsale geçirildi ve o seneye ait temyiz mukarreratı mecmuasile deneşrolundu. Bukararın şu suretle intişarı üzerine mahkemeler de Temyize tebean ruhsatsız radyo kullanmak fiiline TelsizTelgraf veTelsiz Telefon Kanununun bu maddesi kabili tatbik olamıyacağı neticesinde vardılar ve bu gibi hallerde yineİnşiaatıElektrikiye Kanununun yukarıda metnini okuduğum yedinci maddesi delaletile 406 sayılı Telli Telgraf veTelefonKanununun 18. maddesine göre ceza vermeğe başladılar. Bu 18 inci madde metninin de bahsimize taalluk edenfıkrası aynen şudur : ( ...... ve bila ruhsat yapılmış bulunan bilcümle telgraf ve talefonvete'sisat ve ahizesi müsadere edilerek ashabından on liradan yüz liraya kadar cezai nakdi alınır ).İnşiaatı Elektrikiye Kanunundaki ceza esas itibarile hem hapis, hem para ve hem de müsadere cezası olmaklaberaber hapissiz dahi verilebilen para cezası, mücazatı nakdiyenin beş misline iblağına dair olan 222 saylılıkanunhükmünce elli liradan beş yüz liraya çıkarılmış olduğu için kabili temyiz lazım gelir.Buna karşı 406 sayılı kanun Büyük Millet Meclisi kanunlarından olduğu için on liradan 100 liraya kadar olancezasıkabili temyiz değildir. Şu halde Temyiz Mahkemesinin bozmasından ilham alan mahkemelerce 406sayılıkanuna göre hükümler verilmeğe başlanıldığından beri bu hükümler aleyhine verilen temyiz istidalarını hükmünkabilitemyiz olmaması sebebinden dolayı reddetmek zarureti hasıl olduğundan 8 temmuz 935 gününe kadar gelenişler buyüzden Temyizde tetkik olunamamakta idi. Halbuki Temyizin noktai nazarı mümasilişlerin 406sayılı kanuna temas eylediği merkezinde de değildi. Çünkü o kanunun tatbikına mesnet tutulan TelsizKanunununyedinci maddesi 406 sayılı kanunun cezai hükümlerinin ruhsatı resmiyeyi haiz ve muhaberatı umumiyeyehadim telsiztelgraf ve telsiz telefon hususatına olunacağını gösteriyordu. Radyolar muhaberatı umumiyeye hadimdeğildirler.Başka tabir ile muhaberatı umumiye hizmeti telsiz te'sisat idaresi tarafından ifa olunan ayrıca bir hizmettir. Şuhalderuhsatsız radyo kullanmak fiiline 406 sayılı kanunun tatbikında isabet yoktur. Bİnaenaleyh dairemizin yakınzamanakadarki noktai nazarı ruhsatsız-radyo kullanmaktan dolayı mevzuatı hasıra arasında tatbiki kabil ve lazım bircezaolmadığı merkezinde idi. Halbuki sonradan beyneddüvel vukua gelenbir hadisei hukukiye dairemizin gözünü açtı. Türkiye Cumhuriyetinin de iştirakile muhtelif devletlerce 1kanunsani934 den muteber olmak üzere bir mukavele aktolundu ve milletlerarası telekomünikasyon mukavelesi adınıtaşıyanbu mukaveleye bağlı bir tarifname ile biri telsiz telefon ve biri de radyolara müteallik olmak üzere üçnizamname detanzim ve kabul olundu. Bu mukavele ile ona bağlı nizamnameler Büyük Millet Meclisinin 2640 no'lu kanunilekabulve tastik olundu. Bunlardan ezcümle, mukaveleye bağlıtarifnamenin 4 üncü maddesine göre telekomünikasyon demek, el veya radyo ile veyahut elektrik veya gözianesileyapılan her türlü işaret, yazı, resim ve sesten müteşekkil telgraf veyahut telefon muhaberatı demektir.Yine bu tarifnamenin ayni maddesindeki izaha göre radyo muhaberatı harç dalgaları ianesile her türlütelekomünikasyon demektir. Telsiz telefonla radyo difüzyon istasyonu, telefon halinde radyoneşriyatı yapan istasyondur. Telefonla radyo difüzyon servisi, telefonla yapılan ve asıl olarak umumi birsuretle halktarafından alınmağa mahsus bulunan bir radyo neşriyatı servisi demektir. Yine radyo muhaberatına mahsusfaslanazaran radyo ile umuma hitap eden matbuat telgrafları, doktorluğa ait haberler, tıbbi istişareler, ilmi gayeleremahsus neşriyat ve saire gibi hasaseten muayyen umumi muhaberata açık olmayan telekomünikasyonhizmetlerigörülür ve bu hizmetler hususi servistir, umumi hizmetlerden değildir. Her hükümet idaresi me'zun olanistasyonların yalnız kendilerine tahsis edilmiş olan radyo muhaberatını çektiklerinden emin olabilmek içinlazım gelentedbirleri mümkün mertebe alır. Bütün istasyonlar ...... radyo muhaberatı servisiyapan kanunen müsaadeli işletme müesseselerinin muhaberatını veya radyo elektrik hizmetlerini bozmayacakbietarzda te'sis edilecek ve işletilecektir. Radyo muhaberatını bizzat işletmeyen akithükümetlerdenher biri kendisi tarafından tanınmış olan hususi işletme müesseselerile bu hususta kanunen müsaadeli hususiişletmemüesseselerinin yukarıki fıkra hükmüne riayet etmelerini te'min eylemeği taahhüt eder.Bu izahlardan şu netice çıkarki : Evvela - Radyo te'sisatı muhaberata hizmet edenvasıtalardandır. Saniyen - Radyo te'sisatı irası mazarrat edebilecek kabiliyettedir. Böyle oluncabiziminşaatı Elektrikiye Kanunumuzun ikinci maddesinde mevcut muhaberata hizmet veya irası mazarrat edebilmekkabiliyeti radyolarda da mevcut demek olduğundan o madde hükmü ruhsatsız radyo kullanmağa da şamildir.Binaenaleyh ruhsatsız radyo kullanmak fiiline Telli Telgraf ve Telefon Kanununun değil, işbu inşiaatıelektrikiyevasıtasile Telsiz Telgraf ve Telefon Kanununun tatbiki lazım geleceğinden Temyiz Dairesinin aksine mülabisolaniçtihadını da değiştirmek lazımdır. Halbuki Temyiz Dairesinin içtihadını değiştirilebilmesi ve mümasil işlerekanundairesinde bir cereyan verebilmesi için her şeyden evvel bu işlere temyiz kapısını açmak icap eylediğinden bizdeevvelemirde bu kapıyı açmağa çalıştık ve bu açışta dayandığımız sebep şudur : Bu babtakicezalar umumiyetle müsadere hükümlerini de ihtiva etmektedir. Müsadere hükümlerinin taalluk ettiği mevadiseyüzlerce lira kıymetini haiz şeylerdir. Ceza usulümüzün 305 inci maddesi ceza mahkemelerinden verilenhükümlerintemyiz olunabileceği kaidesini bir esas olmak üzere madde başına geçirdikten sonra bu esas ve kaideden yalnızhususi kanunlara tevfikan 20 liraya kadar verilen ceza hükümlerini istisna etmiştir. Buna mukabil 392 incimaddedenbaşlayan faslı mahsusta müsadere hükümleri hakkında kanun yolları açık olduğunu tasrih eylemiştir. Bilhassa şunokta üzerinde durmak lazıdırki kanun yolları kendisine açılan müsadere hükümleri, yalnız ve müstakillen onuistilzam eden ve başka bir cezayı da gereklendirmeyen işlere değil, başka cezayı da istilzam eden ve başka bircezayı da gereklendirmeyen işlere değil, başka cezayı da istilzam eden mahiyetteki işlere dahi taalluk eyleyenmüsadere hükümleridir. Usulün 392 inci maddesinin aynen metni şudur : Ceza Kanununun 36 ıncı maddesilediğermaddelerine ve sair hususu kanunlar hükmüne göre muayyen eşyanın müsaderesi caiz olan hallerde esaslaberaberbu hususta bir karar verilmemiş ise bu tedbirlerin her türlü rakiplerden ayrı ayrı ittihazı hakkında C.M.U. siveyadavacı tarafından yapılacak talep esas davayı görmeğe salahiyetli olan mahkemeye arz olunur.Bu madde metnindeki ( esasla beraber bir karar verilmemiş ise ) ve ( esas davayı görmeğe salahiyetli mahkeme )ibarelerinden pekala anlaşılabilirki müsaderesi mevzuubahis eşyaya müteallik iş haddi zatında başka cezayı daistizam etmesine imkan yoktur. Bu tezadın adli hakka ne dereceye kadar müessir neticeler verebileceğiniaçıkçagörmek için şöyle bir misali gözönüne getirelim. Farzedelimki rakip olduğu hayvan ile yolda giden bir şahısinhisarme'murları tarafından durdurulup üzeri aranmış ve heybesinde yarım kilo kaçak tütün çıkmasından dolayıhayvanileberaber yakalanmış olsun. Şimdi bu adam hakkında kaçak tütünden dolayı takibata başlanmadan evvelhayvanınmüsaderesi için inhisar idaresinin vaki olacak müracaatı üzerine alacağı müsadere kararı kabili temyizdir, fakateğermüsadere cihetini müstakillen dermeyan etmeyip de esas dava ile birlikte merciine arz eder de mercii neticetenyirmi lira ceza ile birlikte hayvanın da müsaderesine karar verirse bu müsadere hükmü kabili temyiz değildir,çünküesas hüküm ile birliktedir ve esas hüküm kabili temyiz değildir. Bu tarzı tatbikte gerek kanun ve gerek maslahatnamına nasıl bir makuliyet mülahaza olunabilir ? Ve kanunun böyle bir tarzı tatbiki ihtiyar etmiş olduğunamedarıistinat olabilecek hiç bir mesnedimiz yoktur. İşte birinci sebebimiz budur.

İkinci mesnedimizde de yine kanunun 305 inci maddesindeki istisnanın dayandığı para miktarıdır.

Müsadere kararları dahi ya cezai ya hukukidir. Eğer bir ceza ise taalluk eylediği eşya kıymetinin yirmi lirayıgeçmiş olması halinde suçluya yirmi liradan fazla miktarda bir ceza hükmedilmiş demektir. Şu halde esas cezasıdaibaret bulunan işlerde her iki ceza arasında aslilik fer'ilik mülahaza aslilik fer'ilik mülahaza olunamamaklazımdır.Yok öyle değil de ceza mahkumiyetinin yine hüküm halinde tecelli etmiş hukuki bir neticesi ise yirmi beş lirakıymetinden fazla olması halinde yine kabili temyiz olmak lazım gelir.

Bu mülahazalara binaen müsadere hükümlerini ceza mahkumiyetinin hukuki bir neticesi mahiyetinde görendairemiz 7/temmuz/935 tarihli celsesinde İnegöl Sulh Mahkemesinden on lira ceza ile birlikte verilmiş ve suçlutarafından yalnız müsadere ciheti temyiz olunmuş olan bir hükme ait tamyiz istidasını kabul ile hükmüvazifesizliknoktasından bozmuş idi. Mahallince iş asliye mahkemesine verildikten sonra o mahkemece verilen ikincihükmündahi temyizi üzerine iş müzakereye arz edilince ilk müzakerede bulunmamış olan bir arkadaşımız işin kabilitemyizolmadığı re'yinde bulundu. Bunun üzerine evvelce hükmü kabili temyiz görerek tetkik etmiş olan heyetekseriyettekendisine ilhak eylediğinden ayni davayı bir kere kabili temyiz görmüş iken ikinci def'asında kabili temyizgörmemekvaziyeti hasıl olduğundan bu neticeye mahal kalmadan keyfiyetin riyaseti ulaya arzına mecburiyet görüldü.Zannıma kalırsa Temyiz Heyeti Umumiyesi bu nokta üzerinde şimdiye kadar tevakkuf etmiş ve kararınıvermişdeğildir. İşin maslahatı koruyacak bir hal suretine bağlanmasında kanun bakımından da, adlü hakmülahazasından damenfaat vardır. İ.E.; Bendeniz de müsaderedenbahsedeceğim. Muarızlar usulün 392 inci maddesini göstermişlerdir. Biz bu maddeyi böyle anlamıyoruz. ( Müsaderefaslı okundu ) Bir dava cezai müsadere hakkında bir şey denilmeyerek meskut bırakılmış. İşte bu madde bunlaramaksurdur. Müsadere bahsinde bizatihi memnu olan eşya ve olmayan eşyadır. Binaenaleyh esasının temyizikabilolmayan işlerde müsaderesinin temyizi kabildir, deyemeyiz. Başmüddeiumumi N.; Üçüncü CezaDairesi reisine teşekkür ederim, sebebi de içtihadını tebdil ederken Heyeti Umumiyeye bildirmiştir. ÜçüncüCezaDairesinin müzekkeresi yalnız radyodur. İkinci Ceza Dairesinin iki kararı vardır. Bu daire on beş gün farklaiçtihadını tebdil ettiği halde bildirmemiş ve bu suretle bu mübayenet mahkemelere intikal ettikten sonra bizegelmiştir.Bu işin de hadise ile halli lazımdır, demelerile bu dosya da getirildikten sonra tekrar söze başlayanBaşmüddeiumumiN.; Biz bunu üç safhaya ayırabiliriz : 1 - Mahkumiyet ve müsadere, 2 - Muahharen müsadere, 3- Beraatkararıneticesi müsadere. Tazminat meselelerine gelince, Temyizin içtihadi hiç tebeddül etmemiştir. Fer'i cezabaşkadır.Ruhu madde budur. 305 inci madde istisnai bir maddedir. Temyize 65 bin iş gelmiş, bunun üzerine 305 incimaddetedvin edilmiştir. İstisnai kaideleri tevsi etmek doğru mudur, değil midir ? İçtihatla bu haklardan mahkumlardanmahrum edilmesi doğru değildir. Tazminat meselerile ceza işleri ayırt edilerek kabul edilmelidir. Tazminatakıyasenesasa bakmayarak işte bir kabiliyeti temyiziye görürsek bunu kabul etmek daha doğrudur. Radyoda esasıntemyizikabil değildir yahut cürüm değildir, dersek müsadere ortada kalacaktır. Binaenaleyh temyiz kabiliyetini kabuletmekkavaidi hukukiyeye muvafık olacaktır. F.; müsadere fer'i cezalardan başka olduğu için kanunmünferiti bir hüküm vaz etmiştir. Diğer fer'i cezalar maddi olmaktan ziyade manevidir. Binaenaleyh fer'i cezadiyerek temyiz kabiliyetini kabul etmez isek müsadere üzerine kanunun koyduğu kideyi ihlal ederiz.

Nihat; müsadere etkik edilirken esası da tetkik edilmek lazımdır.

F.; Hadisede müddeiumumi ve suçlu temyiz etmiştir. Akıl ve mantık dairesinde elimizdeki kanuna bircereyan vermek lazımdır. 305 inci madde para cezasını esas tutsa idi mesele kalmazdı. Bence müsadere de birtazminattır, ikiside cezadır.

Bir hüküm bir taraftan temyizi kabil olup diğer taraftan temyizi kabil olmayan müsadere cezamahkumiyetinin birneticesidir, demelerile re'ye vazedilerek neticede :

Bir suçun taalluk eylediği eşyanın müsaderesi de kanun icabından olan yerlerde müsadere cihetinin asılcezayamüteallik davadan ayrı ve müstakil olarak esas davayı görmeye me'zun mahkemelerce görülebilmesinin vemahkemelerden bu hususta sadır olacak hükümlere karşı kanun yoluna gidilebilmesinin cevazı, CezaMuhakemeleriUsulü Kanunun müsadere usulünden bahseden faslında kabul ve tespit olunmuş bir esas olmasına ve kanunun şusuretle başlı başına gözönüne alarak mahsus ve müstakil hükme bağlamış ve miktar veya kıymetzikretmeksizinmutlak olarak kanun yolunu açık bulundurmuş olduğu bir mevzua müteallik hükümlerde aranacak temyizkabiliyetininde yine esası davadan ayrı ve müstakil olarak bizatihi mülahazası o fasıl hükümlerinin istihdaf eylediği gaye vemaksadın tabii ve zarure bir icabı olmasına ve diğer taraftan müsadere keyfiyetinin mahkemelerde esasdavadanayrı ve müstakil olarak tetkik mevzuu olması kanunda kabul ve tecviz olunmuş olunca bu cevazın tatbikattakişümulsahasını herhangi bir düşünce ile tahdit ve takyit dahi kanun maksadına aykırı düşeceğine binaen Ceza Kanunubakımından ceza ile birlikte mevzuubahsolduğu yerlerde ceza mahkumiyetinin hukuki neticelerinden olanmüsaderekeyfiyeti esas davadan ayrı ve müstakil bir dava halinde esası tetkike vazifeli olan sulh ve Asliye Mahkemelerinezdinde mutlak surette tetkik mevzuu olabileceği gibi Temyiz Mahkemesi nezdinde de yine mutlak surettekabilitetkik bulunduğuna ve bu sahada aranacak temyiz kabiliyeti haddinin tayini bahsinde Ceza Muhakemeleri Usulüsakit bulunmasından dolayı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun medarı tatbik olacağına çoğunlukla 4.6.1936gününde karar verildi.

Yorumlar

blog comments powered by Disqus
Başa Dön