Sorun bildir
Karar Ekle

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E:2002/8-492 - K:2002/521 Sorun bildir

Esas no: 2002/8

Karar no:

Tarih: 12.06.2002




Banner


E:2002/8-492 - K:2002/521

  • MER'A KAYDININ İPTALİ VE TESCİL DAVASI ( Miras Vergi Kaydı ve Zilyetliğe Dayalı Tescil Talebi )
  • KÖY ORTA MALI ( Dava Konusu Taşınmazın Köyün Hayvanlarının Otlatılması Amacıyla Mera Olarak Kullanılan ve Halen Bu Şekilde Tasarruf Edilen Yerlerden Olması-Mera Olarak Sınırlandırılması )
  • ÖNCESİ MERA OLAN YER ( Yetkili Mercilerce Niteliği Değiştirilmedikçe Kazandırıcı Zamanaşımı Zilyetliği İle Kazanılmasının Mümkün Olmaması )
  • KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ ( Yetkili Mercilerce Niteliği Değiştirilmedikçe Kazandırıcı Zamanaşımı Zilyetliği İle Kazanılmasının Mümkün Olmaması )

ÖZET :

Uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 136 ada 20 parsel kadimden beri köyün hayvanlarının otlatılması amacıyla mera olarak kullanılan ve halen bu şekilde tasarruf edilen yerlerden bulunduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından beyan edilmesi üzerine köy orta malı mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacı; miras, vergi kaydı ve zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur.

Dava konusu taşınmazın 641 ve 640 parsellerin dayanaklarını oluşturan mera norm kararı ve belirtmeliklerine göre köy merası olan yer olduğu ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın mera olmadığını bildirmiş iseler de, eski tarihli belirtmelik, norm kararı ve eylemli durum karşısında yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilmemesi gerekir. Öncesi mera olan bir yerin yetkili mercilerce niteliği değiştirilmedikçe kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün olamaz.

DAVA :

Taraflar arasındaki "mera tespitinin ve sınırlandırmanın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Şefaatli Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 29.5.2001 gün ve 75-80 sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 28.12.2001 gün ve 6996-9697 sayılı ilamı ile; ( ...Davacı 136 ada 20 parsele ait sınırlandırmanın kısmen iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı hazine temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı köy temsilcisi yargılama oturumlarına katılmamıştır.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine Temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümünü kapsayın 136 ada 20 parsel; kadimden beri Alifakılı köyünün hayvanlarının otlatılması amacıyla mera olarak kullanılan ve halen bu şekilde tasarruf edilen yerlerden bulunduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından beyan edilmesi üzerine 22.9.1994 tarihinde köy orta malı mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacı miras, vergi kaydı ve zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiştir. Teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 4.4.2001 günlü krokide ( B1 )ile gösterilen ve yeşil ile taralı 5400 m2'lik taşınmaz bölümünün 31 mera parseli içerisinde, ( B )harfi ile gösterilen 22.506 m2 lik bölümün de 20 parselin kapsamında kaldığı belirlenmiştir. 31 parsel kapsamında kalan bölüm hakkında herhangi bir dava ve istek mevcut olmadığı halde 5400 m2 yer hakkında hüküm kurulmuş olması Yasaya aykırıdır.

20 parsel kapsamında kalan taşınmaz bölümünün durumuna gelince: Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 136 ada 20 parsel; 31.1.1972 günlü mera norm kararının kapsamında kalan bir yerdir. Norm kararının dayanağı olan belgelere göre, bu yer kadimden beri köy hayvanlarının otlamasına mahsus mera olduğu açıklanmıştır. Paftaya göre dava konusu taşınmazın kuzeydoğusunda 640 mera parseli yer almaktadır. Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın 641 ve 640 parsellerin dayanaklarını oluşturan mera norm kararı ve belirtmeliklerine göre köy merası olan yer olduğu ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın mera olmadığını bildirmiş iseler de, eski tarihli belirtmelik, norm kararı ve eylemli durum karşısında yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilmemesi gerekir. Öncesi mera olan bir yerin yetkili mercilerce niteliği değiştirilmedikçe kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün olamaz. Taşınmazın niteliği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir, hüküm bozulmalıdır.... )gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR :

Dava, mer'a kaydının iptali ve tescil isteminden ibarettir.

Davacı, dava konusu yeri 40-50 yıldır nizasız ve fasılasız olarak kullandığını, parselin öncesinde Karaosmanoğlu köyü sınırlarında iken kadastroca A.Fakılı köyü sınırları içinde gösterildiğini, dava konusu yere ilişkin 1936 tarih ve 202 nolu vergi kaydının bulunduğunu belirterek bu yere ilişkin mera tespitinin iptali ile adına tescilini istemiştir.

Mahkemenin davacının dayandığı vergi kaydının sabit sınırlı olarak kabul edip keşifte B1 ile gösterilen kısmın davacının 1972 yılında yapılan mera tahsisine kadar zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu, B ile gösterilen kısımda ise bir mera tahsisinin olmadığını belirleyip B + B1 den oluşan kısmın tapusunun iptali ile 20 nolu parselden ayrılıp, ayrı bir parsel numarası verilerek davacı adına tesciline, 20 nolu parselin kalan kısmının yine mera olarak sınırlandırılmasına ilişkin olarak verdiği karar Özel Dairece yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmuştur. Özel Dairenin kabulünün aksine dosyadaki 30.1.1972 gün ve 17 nolu mera norm kararı ve ekindeki belge ve krokiler incelendiğinde dava konusu olan 31 nolu parselin kadastro tarafından tespiti yapılan bir parsel olmayıp, T.Tevzi Komisyonu tarafından yapılan Mera tespiti sırasında verilen bir parsel numarası olduğu ve dava konusu edilen kısmının ise Şefaatli İlçesi A.Fakılı Köyü Ada 136 parsel 20'nin içerisinde kalan bir yer olduğu saptanmıştır. Öte Yandan, yine bu belgeler ve 20 nolu parselin kadastro tutanağından; parselin kalan kısmının mera norm kararı kapsamı dışında kaldığı görülmektedir.

Buna karşılık tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekir. Önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ :

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 12.6.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Yorumlar

blog comments powered by Disqus
Başa Dön