Sorun bildir
Karar Ekle

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E:1991/14-263 - K:1991/374 Sorun bildir

Esas no: 1991/14

Karar no:

Tarih: 19.06.1991




Banner


E:1991/14-263 - K:1991/374

  • KÖY TÜZEL KİŞİLİĞİNİN SONA ERMESİ
  • MERA NİTELİĞİNİN KAYBOLMASI
  • MERAYA MOLOZ DÖKÜLMESİ
  • HAZİNE ADINA TESCİL ( Bakanlar kurulu kararı ile )

ÖZET :

Köy orta malı mera niteliğini kaybetmiş olması kadim mera niteliği olan ve mera olarak yararlanılan taşınmazlar için, mera niteliğini yitirdiğinden bahisle, Tapu Sicil Müdürlüğü'ne Defterdarlıkça yazılan 29.6.1973 tarih ve 525/4839 sayılı yazı ile taşınmazların değinilen sebeple Hazine adına tescili Hukuki dayanaktan yoksundur. Büyük bir meranın küçük bir parçasına moloz döküldü diye meranın niteliğini kaybettiğinden söz etmek olanaksızdır.

Bakanlar Kurulu Kararı oluşmadan Hazine adına tescil söz konusu olunmaz.

Tapuların oluştuğu 1973 yılında 3194 sayılı Yasa mevcut olmadığına göre o tarihte bu Yasa'nın 11. maddesinin uygulanması suretiyle meraların niteliğinin değiştirilmesinden söz edilemez.

Taşınmazlar Meradır, nitelik kaybı sözkonusu değildir. Mera olduğu kanıtlanan taşınmazlar için ( nitelik kaybından bahisle Hazine adına tapu oluşturulması ) yasaya Aykırıdır. 1757 sayılı Yasa'nın 23/a maddesine dayalı Bakanlar Kurulu Kararı oluşmadan, yani Hazine'ye tasarruf hakkı verecek tescil işlemine olanak sağlayacak kararname henüz Doğmadan Hazine adına tescil işlemi yapılmasıda yasaya aykırı olup, bu şekilde oluşan ve hukuki dayanağı olmayan tapuların özel idareye ve Bursan A.Ş.ne devride hukuki sonuç sağlamaz.

3194 sayılı Yasa tapuların oluştuğu tarihte mevcut değildir. Bu Yasa'nın 11. maddesinin tapu tarihi itibariyle uygulanması sözkonusu değildir.

Hazine adına ilk aşamada oluşan tapuların yasal dayanağı olmadığı için 1757 sayılı Yasa'nın 23/a maddesine dayalı fakat bunun prosedürünü dahi tam içermeyen Bakanlar Kurulu Kararı iptal edilse de edilmese de tapulama geçerlilik sağlamaz. Ölü doğmuş tapuların iptaline -İsabey köyünün merası olarak kabulü suretiyle elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken, devanın reddi yoluna gidilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. )

Özel Dairesi'nin 12.2.1990 tarihli bozma kararı üzerine dosyanın yerel mahkemiseng eri çevrilip yeniden ele alındığı tarihte, daacı köyün, tüzel kişiliiği sona ermiş durumdadır. O nedenle İsabey Köyünün, davada aktif dava ehliyeti kalmamıştır.

DAVA :

Taraflar arasındaki "elatmanın önlenmesi ve tapu iptali"davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; BURSA Asliye 1.Hukuk Mahkemesincedavanın reddine dair verilen 18.2.1988 gün ve 1987/24-1988/123 sayılı kararınincelenmesi Davacı vekili ve Davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay 14.Hukuk Dairesi'nin 12.2.1990 gün ve 1988/4682 - 1990/1418 sayılı ilâmı;

( ... Davacı köy tüzel kişiliği, dava dilekçesinde 493, 494, 495, 496, 498, 501, 502 sayılı parsellerin kadim köy merası olduğunu ve tapulama yolu ile bu niteliğine uygun olarak köy adına sınırlandırıldığını, oysa daha sonra yasaya aykırı biçimde Hazine adına niteliği değiştirilerek tescil edildiği ve Bursan-Meyve Suları A.Ş. ne satıldığını, ne varki Medeni Yasa'nın 912.maddesine göre meraların tapuya bağlanamıyacağını 766 sayılı Yasa'nın 35.maddesi uyarınca Özel mülkiyet konusu olamıyacağını, 1757 sayılı Yasa'nın 132/son maddesi gererğince meralar üzerinde mülkiyet ve diğer ayni hakların oluşamıyacağını belirterek, tüm bu Yasalara aykırı biçimde köy merasının özel mülkiyete dönüştürüldüğünü vurgulayarak, davalı Hazine ve Bursan A.Ş.nin elatmasının önlenmesini, düzenlenen tapuların iptalini, köy merası olarak bırakılmasını istemiştir.

Yerel mahkeme 12.12.1984 tarihli kararında bu parsellerin köy merası olduğunu ve özel mülkiyet konusu olamıyacağını, yapılan işlemlerin yasalara aykırı olduğunu belirterek, anılan parsellerin davalı şirket adına kurulmuş tapularının iptaline, elatmanın önlenmesine ve bu taşınmazların yine mera olarak davacı köyün kullanımına bırakılmasına karar vermiştir.

Davalıların temyizi üzerine Dairemiz 27.1.1986 günlü bozma kararında ( Tapulama tutanaklarının kesinleşip kesinleşmediği, köy adına tescil edilip edilmediğinin tapudan sorulması, köy adına tescili yapılmış ise sonradan yapılan mülkiyet değişikliğinin yasal dayanağının ne olduğu, Hazine'nin Tapu Sicil Muhafızlığı'na yazdığı yazıya ekli belgelerin ve savunmada sözü geçen kararnamelerin getirtilip incelenmesi gerektiği, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde imar planı olup olmadığı, varsa imar planında ne olarak gösterildiği, İmar Yasası'nın 11.maddesinin olayda nazara alınıp alınmayacağının gözetilmesi ve bunların sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği açıklanarak ) karar bozulmuştur.

Mahkeme bozma ilamına uymuş ve bu kez davayı reddetmiştir.

Davacı köy tüzel kişiliği ve Hazine'nin temyizi üzerine dosya incelenmiştir.

a- Öncelikle bozma kararı, olayın aydınlatılmasına yönelik ve ilk karardan önceki araştırmanın eksikliğini vurgulayan bir karardır.

b- Bozma kararımızda değinilen belgeler alınmış olmasına rağmen değerlendirme de hataya düşünülmüştür.

c- Şöyle ki: Dava konusu parsellerden 493, 494, 495, 496, 498 sayılı 5 parça taşınmaz 129 yazım numaralı vergi kaydı ile ılgınlık niteliğinde köy orta malı olarak, 501 sayılı parsel sığırlık olarak yine ortalamalı niteliğinde, 502 sayılı parsel ise 128 yazım nolu V-K ile mera olarak davacı köy adına sınırlandırılmıştır.

Bu taşınmazların, köy ortamalı MERA niteliğine sahip ve köy hakkının mera olarak yararlandığı kesin olup, bu yolda tartışmaya yer olmadığı toplanan kanıtlar ve dosya kapsamı ile belirlenmiştir.

Şöyle ki: Çekişme konusu taşınmazların Hazine adına teşçilini sağlamak üzere Milli Emlak Müdürlüğü'nün emri ile resmi görevli kişilerden oluşturulmuş bir heyet 22.6.1973 tarihinde düzenlediği bir raporda, ılgınlık ve çınar ağaçlarının mevcudiyetine rağmen moloz dökülmüş olduğundan bahisle mera niteliği olmadığını bildirmiş ve bu rapora dayanılarak taşınmazlar 5.7.1973 tarihinde Defterdarlığın bir istek yazısı ile Hazine adına ( mera niteliğini kaybetmiş olması nedeni ile ) teşçil edilmiş Hazine'nin tasarrufuna teslim edilmiştir.

Oysa mütakiben açılan bu davanın yapılan keşiflerinde, yukarıdaki olgunun tam aksi kanıtlanmıştır.

1973 yılında düzenlenmiş ve yukarıda değinilen rapora ve aradan uzun zaman geçmiş olmasına rağmen 17.9.1979 tarihinde mahkemece yapılan keşifte, komşu köylerden sağlanmış yerel bilirkişiler bu taşınmazların İsabey Köyü'nün kadimi merası olduğunu ve köy hayvanlarının yayıldığını halen böyle yararlanıldığını bildirmişlerdir.

Ziraat teknisyeni 29.11.1979 tarihli raporunda ( Arazi üzerinde tabii çayırlar, kır çimenleri, böğürtlen, ılgın ve çınar ağaçlarının var olduğunu ) açıklayıp mera bulgularına rağmen raporun sonuç kısmında, mera özelliği yoktur şeklinde çelişik bir düşünce açıklanmıştır.

Nevar ki tekrar iki keşif daha yapılmış olup 1.7.1982 tarihli Yük.Müh.Doç.Dr.G.Akbay ve 10.7.1984 tarihli Ziraat Yük.Müh.Doç.Dr.Vakap Katkat imzasını taşıyan raporlarda - ilmi ve teknik inceleme sonucu objektif bulgulara dayalı olarak özetle ( mera bitkilerinin varlığının moloz dökümü ve taşkınlar - uğradığı tahribata rağmen, bu taşınmazların öncesinin mera olduğu ve kısmen tahribat nedeniyle kayba uğramış olsa dahi halen büyük çapta mera özelliğini koruduğu mera bitkilerinin varolduğu, açık ve kesin şekilde ifade edilmiştir. Demek ki yerel bilirkişi anlatımları ve uzman bilirkişilerin raporları bu taşınmazların mera olduğu gerçeğinde birleşmiş ve mera niteliğinin yok olmadığı saptanmıştır.

Ulaşılan bu olguya göre Milli Emlak Müdürlüğü'nün 1973 yılında yaptırdığı özel inceleme raporunun aksi kanıtlanmıştır. Bu durumda kadim mera niteliği olan ve mera olarak yararlanılan taşınmazlar için, mera niteliğnii yitirdiğinden bahisle, Tapu Sicil Müdürlüğü'ne Deferdarlıkça yazılan 29.6.1973 tarih ve 525/4839 sayılı yazı ile taşınmazların değinilen sebeple Hazine adına tescili Hukuki dayanaktan yoksundur. Ülke çapında tüm meralarda zaman içinde tahribat yapılmıştır. Nevarki büyük bir meranın küçük bir parçasına moloz döküldü diye meranın niteliğini kaybettiğinden söz etmek olanaksızdır. Kaldı ki burada raporlarla bu iddianın gerçek olmadığı belirlenmiştir. Hazine adına dayanaksız şekilde oluşan tapuların mütakiben özel idareye devri ve 15.5.1979 tarihinde Bursan A.Ş.ne satışı suretiyle şirket adına oluşan tapularda aynı nedenle hukuki dayanaktan yoksundur.

Tapuların oluşan biçimi itibariyle yukarıda değinilen hususa ek olarak Bakanlar Kurulu Kararnamesi üzerinde de durulmak gerekir.

7.12.1973 tarih ve 7/7571 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nda 1757 sayılı Tarım ve T.Reformu Yasası'nın 23/a maddesi uyarınca taşınmazlar Hazine'nin tasarrufuna bırakılmıştır. Öncelikle şu yön açıkça vurgulanmalıdır ki, bu taşınmazlar için 29.6.1973 tarihinde Defterdarlıkça mera niteliğinin kaybından bahisle Hazine adına tescil edilmek üzere istek yazısı yazılmış 5.7.1973 günü tapular Hazine üzerine geçirilmiş ve 7.12.1973 tarihinde Bakanlar Kurulu, taşınmazların Hazine'nin tasarrufuna bırakılmasına karar vermiştir.

Demek ki, Hazine adına tescil ve Hazine'nin tasarruf hakkını doğuracak olan Bakanlar Kurulu Kararı 7.12.1973 tarihinde yani tapuların oluştuğu 5.7.1973 tarihinden sonra verilmiştir.

O halde tapuların Hazine adına geçişi ve tasarruf hakkını sağlıyacak 1757 sayılı Yasa'nın 23/a maddesine dayalı Bakanlar Kurulu Kararı daha sonra verilmiştir. Oysa işlemin yasal dayanağına göre Bakanlar Kurulu Kararı olmadan Hazine adına tapu oluşması ve Hazine'nin tasarrufuna geçmesi de olanaksızdır.

Bakanlar Kurulu Kararı'nın dayanağı olan 1757 sayılı Tarım ve T.Reformu Yasası'nın 23/a maddesi şöyledir. ( T.ve Tarım Reformu Müsteşarlığı bu kanun uyarınca emrine geçen araziyi Milli Savunma İhtiyacının karşılanması Ülkenin ekonomik ve sosyal teknik gelişmesi ve buna bağlı yeni iskan alanlarının sağlanması, kıyıların korunması ve turizm amaçları için Bakanlar Kurulu Kararı ile, Hazine'nin tasarrufuna bırakabilir ). Bu taktirde kamulaştırma karşılığı ödenmesi gereken hallerde, bedel doğrudan doğruya bu amaçlarla yapılan kamulaştırmalarda uygulanan kanuni hükümlere göre yapılır.

Açıklanan bu maddeye göre, değinilen amaçlar için, müsteşarlık emrine geçen arazi, Bakanlar Kurulu Kararı ile Hazine'nin tasarrufuna geçirilebilir. Bakanlar Kurulu Kararı oluşmadan Hazine adına tescil söz konusu olunmaz. İşlem bu sebeple yasaya aykırıdır.

Ayrıca yine 1757 sayılı Yasa'nın 19.maddesi T.ve Tarım Reformu Müstaşarlığı emrine geçecek araziyi tanımlamıştır. Bu maddenin ( e ) fıkrasında ( mahalli idarelerin yararlanmasına bırakılmış veya bu idarelere tahsis edilmiş olan mera, yaylak ve kışlaklardan söz edilmiştir. Ancak yine aynı Yasa'nın 26.maddesinde kamulaştırılacak topraklar belirtilirken ( f ) fıkrasında ( il-belediye ve köy tüzel kişilerinin mülkiyetindeki mera, yaylak ve kışlakların bu kanun hükümlerine göre saptanan ihtiyaçtan fazla olan kısımlarının kamulaştırılacağına değinilmiştir ). Bu durumda köy tüzel kişiliğine ait meranın ihtiyaç fazlası belirlenecek ve kamulaştırılacaktır. Oysa olayda bir kamulaştırma yapılmadığı gibi ihtiyaç fazlası da söz konusu değildir.

Ayrıca bozma kararında üzerinde durulan diğer bir hususta 3194 sayılı İmar Yasası'nın 11.maddesinin gözönüne alınmasıdır. Dosyadaki belgelere göre 1961 yılında tapulama yolu ile mera olarak tesbit edilen taşınmazlar 1973 yılında Hazine adına nitelik kaybı nedeniyle tarla olarak tescil edilmiştir.

Dosyada yer alan 26 Şubat 1987 tarihli ve 03-31-7986 sayılı Bursa Belediyesi İmar Müdürlüğü yazısında ( İsabey Köyü'nün Belediye sınırları dışında olduğu ) bildirilmiştir. Daha sonra Gürsü Belediye Başkanlığı 15.12.1987 tarih 153 sayılı yazısında dava konusu taşınmazların 27.1.1987 tarihinde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın kararı uyarınca Belediye'nin mücavir alanı içine alındığı, 25.10.1982 tarihinde onaylanan imar planına görede diğer parsellerin sanayi bölgesi sahasında kaldığı, 501 ve 502 sayılı parsellerin ise esasen mücavir alan dışında kaldığı bildirilmektedir.

Bu cevaplara göre 2 parsel halâ mücavir alan dışında olduğu gibi tapuların oluştuğu 1973 yılında taşınmazların imar planı dışında olduğu kesindir. Esasen 3194 sayılı İmar Yasası 9 Mayıs 1985 günlü resmi gazetede yayımlanmıştır. Bu Yasa'nın yayımından 6 ay sonra yürürlüğe gireceği de Yasa'nın amir hükmü olarak kabul edilmiştir. O halde tapuların oluştuğu 1973 yılında 3194 sayılı Yasa mevcut olmadığına göre o tarihte bu Yasa'nın 11.maddesinin uygulanması suretiyle meraların niteliğinin değiştirilmesinden söz edilemez.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle,

a- Taşınmazlar MERADIR, nitelik kaybı sözkonusu değildir.

b- Mera olduğu kanıtlanan taşınmazlar için ( nitelik kaybından bahisle Hazine adına tapu oluşturulması ) yasaya AYK.IDIR.

c- 1757 sayılı Yasa'nın 23/a maddesine dayalı Bakanlar Kurulu Kararı oluşmadan, yani Hazine'ye tasarruf hakkı verecek tescil işlemine olanak sağlıyacak kararname henüz Doğmadan Hazine adına tescil işlemi yapılmasıda Yasa'ya Aykırı olup, bu şekilde oluşan ve hukuki dayanağı olmayan tapuların özel idareye ve Bursan A.Ş. ne devri de hukuki sonuç sağlamaz.

d- 3194 sayılı Yasa tapuların oluştuğu tarihte mevcut değildir. Bu Yasa'nın 11.maddesinin tapu tarihi itibariyle uygulanması sözkonusu değildir.

e- Hazine adına ilk aşamada oluşan tapuların yasal dayanağı olmadığı için 1757 sayılı Yasa'nın 23/a maddesine dayalı fakat bunun prosedürünü dahi tam içermeyen Bakanlar Kurulu Kararı iptal edilsede edilmsede Tapulara geçerlilik sağlamaz. Ölü doğmuş tapuların iptaline -İsabey Köyü'nün Merası olarak kabulü suretiyle elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yoluna gidilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan

Hukuk Genel Kurulunca incelenerk direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR :

Temyize konu dava, İsabey köyü tüzel kişiliğince açılmış ve onun huzuru ile görülüp sonuçlandırılmıştır. Ne varki davacı köy, 27.6.1987 gün ve 19500 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 3391 sayılı Yasa'ya ekli 3 sayılı listenin B bendinde, tüzel kişiliğine son verilen köyler arasında gösterilmiş ve Bursa Valiliği'nden alınan cevabi yazıdan da, davacı köyün, anılan Yasa gereğince Y.İlçesine bağlı mahalle haline dönüştürüldüğü anlaşılmıştır. 26 Mart 1989 tarihinde yapılan mahalli idareler seçimleri sonucunda, bu yerde mahalle muhtarlığı kurulmuş bulunmaktadır. Özel Dairesi'nin 12.2.1990 tarihli bozma kararı üzerine dosyanın yerel mahkemesine geri çevrilip yeniden ele alındığı tarihte, davacı köyün, tüzel kişiliği sona ermiş durumdadır. O nedenle İsabey Köyü'nün, davada aktif dava ehliyeti kalmamıştır. Bu yön ise mahkemece re'sen ( kendiliğinden ) gözönünde tutulması gereken davanın görülebilirlik koşuludur. O itibarla davanın gerçek temsilci tarafından yürütülebileceği gözetilmeden, aktif dava ehliyeti kalmayan köy tüzel kişiliği huzuru ile davanın görülmesi doğru değildir. O halde Usul ve Yasa'ya uygun olmayan direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı ( BOZULMASINA ), bozma sebebine göre sair itirazların şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, oyçokluğuyla karar verildi.

Yorumlar

blog comments powered by Disqus
Başa Dön