Sorun bildir
Karar Ekle

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E:1977/4-993 - K:1977/1378 Sorun bildir

Esas no: 1977/4

Karar no:

Tarih: 21.11.1979




Banner


E:1977/4-993 - K:1977/1378

  • ALACAĞIN TAHSİLİ VE İNKAR TAZMİNATI DAVASININ İTİRAZIN İPTALİ TALEBİNİ DE KAPSAMASI
  • İTİRAZIN KALDIRILMASININ TALEP EDİLMEMESİ ( İnkar Tazminatına Hükmedilip Edilmeyeceği )
  • İCRA İNKAR TAZMİNATI DAVASI ( İtirazın İptalini de Kapsaması )
  • ALACAĞIN TAHSİLİ DAVASI ( İtirazın İptalini de Kapsaması )

ÖZET :

Davacı Etibank, icra takibine borçlunun vaki itirazı üzerine, bir yıliçinde mahkemede dava açarak, alacağının tahsili ile birlikte icra inkartazminatının karar bağlanmasını istemiştir.

Mahkeme ile özel daire arasındaki uyuşmazlık, dava dilekçesinde itirazınkaldırılması yolunda bir istek bulunmadığı için tazminata hükmedilipedilmeyeceği noktasındadır.

Dava dilekçesinde, "itirazın iptali veya kaldırılması" kelimeleri geçmesedahi, icra takibinin safahatından bahsedildikten sonra, icra inkar tazminatıda yer aldığına göre, alacağın varlığının ispatı suretiyle, itirazın iptaliistemi, alacağın tahsili hakkındaki davanın kapsamı içinde bulunmaktadır.

DAVA:

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;Bursa Beşinci Asliye Hukuk Mahkemesi`nce davanın kısmen kabulüne ve kısmenreddine dair verilen 25.3.1974 gün ve 1030-119 sayılı kararın incelenmesi,davacı idare vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Dördüncü HukukDairesi`nin 20.6.1975 gün ve 6655/8113 sayılı lilamıyla, "Açılan dava,borçlunun itirazının da doğru olmadığını ve iptali istemini de kapsar.Mahkemenin icra inkar tazminatına hükmedebilmesi için, dava edilen alacağın,mahkeme kararı gerekmeksizin, miktar itibariyle belli ve muayyen olduğusaptandığı takdirde, bu konuda da karar verilmesi" gerekçesiyle bozularak,dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; Mahkemeceönceki kararda direnilmiştir.

Temyiz eden : Davacı idare vekili.

Hukuk Genel Kurulu`nca incelenerek, direnme kararının süresinde temyizedildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, gereğigörüşüldü:

KARAR:

İİK`nin 67. maddesinde öngörülen "icra inkar tazminatı"nın istenebilmesiiçin, mahkemenin takdirine yer vermeyecek ve borçlunun miktarını bildiği veyabilmesi gerektiği belirli, sabit bir alacak için icra takibinin yapılması,itirazın kaldırılması için bir yıl içinde, yeni ödeme emrinin geçerlibulunduğu süre zarfında mahkemeye başvurulması, icra inkar tazminatının daödettirilmesinin talep edilmesi gerekir.

Davacı Etibank, icra takibine borçlunun vaki itirazı üzerine, bir yıliçinde mahkemede dava açarak, alacağının tahsili ile birlikte icra inkartazminatının karar bağlanmasını istemiştir.

Mahkeme ile özel daire arasındaki uyuşmazlık, dava dilekçesinde itirazınkaldırılması yolunda bir istek bulunmadığı için tazminata hükmedilipedilmeyeceği noktasındadır.

Alacaklı, dava dilekçesinde, borçlu hakkında icrada yaptığı takibe, onunitiraz etmesi nedeni ile alacağının tahsili ile icra inkar tazminatının dahüküm altına alınmasını istemektedir.

Mahkeme, dava dilekçesinde "itirazın iptali" değil, alacağınödettirilmesine karar verilmesi talep edildiğinden, artık icra inkartazminatından söz edilemeyeceği, Dördüncü Hukuk Dairesi ise, oyçokluğu ilealdığı kararında; aksi görüşü, yani tahsille birlikte inkar tazminatı daistenildiğinden tazminata da karar verilmesi gerektiği görüşündedir.

Ödetme davası, bir hakkın varlığının saptanmasın da içerir. Bu davada daöncelikle "alacağın varlığının tespiti" gerekecektir.

Davacı alacaklı, dava dilekçesinde, borcun inkar edildiğinden, takibindurduğunu, bu nedenle alacağın tahsil edilemediğini etraflı şekildea çıkladıktan sonra, alacağın ödettirilmesi ile birlikte, icra inkartazminatının tahsiline de karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Bu haliile davanın, alacağın tespitini de kapsadığı tabiidir.

Dava dilekçesinde, "itirazın iptali veya kaldırılması" kelimeleri geçmesedahi, icra takibinin safahatından bahsedildikten sonra, icra inkar tazminatıda yer aldığına göre, alacağın varlığının ispatı suretiyle, itirazın iptaliistemi, alacağın tahsili hakkındaki davanın kapsamı içinde bulunmaktadır. Buitibarla, İcra ve İflas Kanunu`nun 67. maddesindeki diğer şartların tahakkukuhalinde ve harç noksanı bulunduğu takdirde bu da ikmal ettirilerek tazminatada karar verilmesi icap eder.

Tarafların iddia ve savunmalarına, dosyadaki kağıtlara, yukarıda belirtilengerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu`nca da benimsenen özel dairebozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi, usul ve yasayaaykırıdır. Bu nedenle, direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ :

Temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının, özel dairebozma kararında gösterilen sebeplerden dolayı, HUMK`nin 429. maddesi gereğinceBOZULMASINA, 21.11.1979 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

538 sayılı Kanun`la İİK`nin 67.maddesinde önemli bir değişiklikyapılmıştır.

Eski Şekil :

"Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın ref`i talebinde bulunmakistemezse, hakkını almak için umumi hükümler dairesinde mahkemeye müracaatedebilir."

Yeni Şekil :

"Takip talebine itiraz edilen ve itirazın kaldırılması için mercie müracaatetmek istemeyen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içindemahkemeye başvurarak, umumi hükümler dairesinde alacağını ispat suretiyleitirazın iptalini dava edebilir."

Son Fıkra :

"Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumihükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır."

Maddenin 1.fıkrası ile getirilen davanın niteliğinin saptanması gerekir:B.Kuru`ya ( Yargıtay 100. Yıl A.ı, 1968, sh.734 ) ve Postacıoğlu`na göre ( İcra Hukuku Esasları 1969, sh.169 ), bu dava, bir eda davasıdır. Ancak, bizimgörüşümüze göre bu bir tespit davasıdır. Bu davaya "eda" davası diyen B.K.,Hukuk Muhakemeleri Usulü ( 1968 ) Kitabı`nın 272.sahifesinde, bizlerce debilinen eda davasını tarif ederken, bu davalarda: "Bir şeyin verilmesi,yapılması veya yapılmaması ( içtinap )`nın talep edileceğini" belirtir. Oysa,İİK`nin 67/1.maddesindeki davada ne bir şeyin verilmesi veya yapılması, ne deyapılmaması talep edilmektedir. Bu davada, iki hususu birden tespitedilecektir.Birincisi, davacının alacağının olduğu, ikincisi ise borçlununitirazının haksız olduğudur. Burada kanun koyucunun yasallaştırdığı bir"Müsabet Tespiti" davası karşısındayız. Benzer hüküm, TTK`nin 58/a maddesindede vardır.

Esasen, Yargıtay`ın genel olarak benimsemesi de bu yoldadır. Ayrıca, açıkçaitirazın iptali davasının bir tespit davası olduğunu belirten kararlar damevcuttur.

11.HD`nin 972/1174-1203 sayı ve 14.3.1972 günlü kararında:

"Yukarıdaki açıklamadan da anlaşılacağı üzere, davacının esas alacağıyönünden bir tahsil talebi, yani bir eda davası mevcut değildir. Davacı,davalının itirazının iptali ile icranın devamına karar verilmesini istediğinegöre, bu talebin Tespit Davası olarak görülmesi ve alacağın tespiti ile iktifaedilerek tahsile müncer olacak şekilde bir karar verilmemesi gerekir.Mahkemece hilafına mütalaa ile tahsil kararı tesis edilmiş olması, HUMK`nun 74.maddesine aykırıdır" ( Resmi Kararlar Dergisi, 1972, sayı 9.10, sh.388 ).

4. HD`nin 977/3890,3893,3894 E, 4009, 4008,4007 K.sayılı ve 6.4.1977 T.`liKarar`larında:

"Dava, İİK`nin 67/1.maddesine dayanarak açılmış itirazın iptali davasıdır.

Davada, tahsile ( edaya ) ilişkin bir istek yoktur. Bu haliyle dava, İİK`nin67/1 .maddesine tam uyan ve niteliği itibariyle bir müspet tespit davasıdır.Niteliği bu olan davada, tahsile ( edaya ) ilişkin bir karar ( inkar tazminatıbölümü hariç ) tesis edilemez. Tahsile ilişkin bir talep de olmadığına göre,itirazın iptali ile yetinilmeyip, itiraz edilen meblağın tahsiline kararverilmesi, HUMK`nin 74.maddesine de aykırı düşer. Bunedenlerle, hükmünbozulması gerekir."

Yukarıda belirttiğim gibi, bildiğim kadarıyla Yargıtay, genellikle itirazıniptali davasını bir tespit davası olarak kabul etmektedir. ( Aksi görüş:HGK.1966/4, 1134 E., 67/615 K.sayılı ve 13.12.1967 T.`li kararı. Ancak, bukarar daha ziyade likid olan ve olmayan alacak konusunda olup, itirazın iptalive eda davası arasındaki fark üzerinde durulmamış ve münakaşa edilmemiştir.

Prof. T.Ç.`da, bunun bir tespit davası olduğu görüşündedir. ( Batider, 1976,Haziran, cilt VIII, sayı 3 ).

- Esasen bu bir eda davası olsa idi, maddenin değiştirilmesine ne gerekvardı? Eski şeklinde de eda davası idi.

- Bu bir eda davası olsa idi, son fıkrada eda davası hakkı niçin saklıtutulmuştur.?

- Bu bir eda davası olsa idi, neden bir yıllık bir süre ilesınırlandırılsın ? Zamanaşımı geçinceye kadar eda davası açılabilir.

Kanun koyucunun, İİK`nin 67/1 ve son fıkralarında iki ayrı davadanbahsetmiş olmasına rağmen, aynı davayı ( eda davasını ) kastetmiş olduğununkabulü, hukuk mantığına da aykırı düşer.

O halde, 67/1`de kanun koyucunun, yeni bir dava türü, bu tespit davasınıdüzenlediğini kabul etmek zorunludur.

Şimdi esas uyuşmazlık konusuna gelince-ki o da inkar tazminatının hangihallerde hükmedileceğidir.- ( Alacağın likid olup olmadığı mevzu dışıdır ).

Yargıtay`ın uygulaması şu yöndedir: Yargıtay`ın çeşitli daireleri genelde,bu davanın bir tespit davası olduğunu kabul etmektedirler. Ancak, diyorlar,her eda davasının da bir tespit bölümü vardır. Bir yıl içinde tahsil davasıaçılarak inkar tazminatı da istenmişse, bu talebin içinde alacağın varlığınıntespiti ve itirazın iptali isteği de mündemiçtir. O halde, bir yıl içindeaçılmış tahsil ( eda ) davalarında da inkar tazminatına hükmetmek gerekir ( Örnek, 11.HD kararı, Batider 1978, sayı 4, sh.961 ).

Bu görüşe pek iştirak edemiyoruz. Gerçekten, her eda davasının bir tespitbölümü de vardır. Fakat eda davalarının içinde, ayrıca bir tespit davasıyoktur. Olayımızda söz konusu olan "tespit davası"dır.

Şu düşünlebilir : Her iki dava bir arada bulunamaz mı, yani İİK`nin 67/1 veson fıkrasındaki davalar bir arada açılamaz mı? Bu soruyu cevaplandırabilmekiçin, bu iki dava türü arasındaki farklara değinmek lazım gelir. Zira bunlararasında, davanın açılış koşulları, rüyeti ve sonuçları bakımından bazıfarklar olduğu kanaatindeyiz:

1- İtirazın iptali davası açılabilmesi için ; ilamsız bir icra takibi,takibe borçlunun itiraz etmiş olması, alacaklının mercie müracaat etmemişbulunması ve nihayet bir yıl içinde itirazın iptali zımnında mahkemeyemüracaat etmesi gerekir.

Tahsil davasında bu koşulların hiçbirine gerek yoktur. Zamanaşımı süresiiçinde her an tahsil davası açılabilir.

İtirazın iptaline has olan bu bir yıllık süre, bir hak düşürücü süre olup,hakim tarafından re`sen göz önünde tutulur. Bu nedenle de bu bir yıl geçtiktensonra açılan itirazın iptali davasının bu sebeple reddi gerekir ( Aksi görüş,P., İcra Hukuku Esasları, sh.170, Batider, sh. 967`de bir yıl geçtikten sonraaçılan itirazın iptali davasının bir eda ( tahsil ) davası olarak kabul etmemekiçin bir neden olmadığı, ancak ve sadece itirazın iptali talebi ile inkartazminatına ilişkin isteklerin reddedileceği görüşündedir. Bu görüşe iştiraketmek mümkün değildir, her şeyden önce, talep olmadığı halde tahsile kararvermek, HUMK 74.maddeye aykırı olacaktır ).

Ancak, bu bir yıllık süre içinde tahsil davası açılmasına bir engel yoktur.

2- Davada her şeyden önce, alacağın varlığını alacaklı ispat etmekdurumundadır. Ancak bu husus, itirazın şekline göre değişebilir. İtiraz,ödemeye, takasa, taliki şartın mevcudiyeti gibi hususlara inhisar ediyorsa,alacak, kural olarak kabul edilmiş olduğundan, artık alacağın ispatına gerekkalmayacak, fakat davalı,itirazın haklılığını ispat durumuna girecektir.

İtirazın iptali davasında, itiraz olarak neler incelenebilir?

Diğer bir eyişle, borçlu, savunmasında, itirazıyla bağlı mıdır, yoksa buitiraz dışında başka savunma nedenleri ileri sürebilir mi?

İİK`nin 62/4.`de "Borçlu, itirazında sebep bildirmediği takdirde, itirazınkaldırılması duruşmasında ( mercide ) ancak alacaklının istinat ettiği senetmetninden anlaşılan itiraz sebeplerini ileri sürebilir" denilmektedir.

Bu sınırlama, sadece mercideki itirazın kaldırılması isteği halindegeçerlidir. İtirazın iptali davasında, kanun koyucu böyle bir sınırlamagetirmediği için, bu davada davalı, borçlunun her türlü savunmadabulunabileceğinin kabulü gerekir.

Ancak, belirli bir itirazda bulunmuşsa, itirazın iptali davasında buitirazını değiştirebilir veya genişletebilir mi? İİK`nin 63.maddesine göre,"Borçlu, 62/4 maddedeki istisnalar dışında, itiraz sebeplerini değiştiremez vegenişletemez." Maddenin ifadesi mutlak ve kesindir. Bizce bu hüküm, yalnıztetkik mercilerini değil, İİK`den doğan bir dava nedeniyle ve bu Kanunhükümlerinin uygulanmasının gerekmesi halinde mahkemeleri de bağlar. Çünkü,sonuçta bu davalar dahi, bir nevi, mercilerde görülen itirazın kaldırılmasıdavalarının bir türüdür ve icra takibinin bir safhasını teşkil etmektedir.İtirazın iptali kararını alan alacaklı, bu kararı götürüp icra memuruna ibrazile, başlamış olan takibe devam edecektir. Prof.B.K., aksi görüştedir veitirazın iptali davasında, borçlunun her türlü savunma sebeplerini ilerisürebileceği görüşündedir. ( Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 1974, sh.96 ). İİK`nin60. maddesi altındaki hükümet tasarısı gerekçesi de K.`nun görüşünü teyitetmektedir. Ancak, bu gerekçenin, maddenin açık metni karşısında, mahkemelerine derece bağlayacağı şüphelidir. Anayasa`nın 92/3.maddesine göre MilletMeclisi`nce kabul edilen metin, C.Senatosu`nca değişiklik yapılmadan kabuledilirse, bu metin kanunlaşır. Yani, metin kanundur. Gerekçe, metne dahilolmadığı cihetle kanun değildir, mahkemeyi bağlamaz.Tabii ki, mahkemelere ışıktutar. Fakat metin, gerekçeye aykırı ve fakat açık olursa, kanaatimizce,uygulanacak olan metindir.

Esasen, itirazın iptali davasının niteliği ve bu dava sonunda tesisedilecek hükmün kapsamı da görüşümüzü destekler,zira bu iptal davası, icradakiitirazın iptali için açılmıştır. Mahkemenin iptal edeceği itiraz, icrada vakiolan itirazdır. İcradaki itirazın dışında kalan borçlunun sair savunmaları,iptal davasının konusu ve binnetice hakimin inceleme yetkisi dışında kalır.

Tahsil ( eda ) davalarında ise böyle bir sınırlamanın söz konusu olmadığınıaçıklamaya dahi gerek yok.

3- Hükmün infazı yönünden de her iki dava arasında farklar vardır.Borçlunun itirazı üzerine takip duracaktır ( İİK.66 ). Alacaklı, nasıl kiitirazın kaldırılması için mercie müracaat edip lehine karar aldığı takdirdetakibe kaldığı yerden devam edebilecekse ( İİK.69/l,78/1 ), itirazın iptalinedair mahkemeden karar alınınca da, ilam icra memuruna ibraz edilerek derdestolan ilamsız icra takibine devam olunacaktır ( 12 HD. 29.4.1971 T. 4740 E.,4812 K.-Resmi Kararlar Dergisi, 1971, sayı 8, sh.244 ).

Oysa, tahsile dair ilam alındığı takdirde, artık ilamsız takip söz konusu olamayacak, İİK`nin 32 ve d.md.leri gereğince ilamların icrası yolunabaşvurmak gerekecektir. ( K., sh.96,97 P. sh.169, aksi görüştedirler. Ü., ise,ilamsız takipe olarak devam edileceği görüşündedir. İcra Hukukunun Esasları,1970, sh.82 ). Bu görüşlere iştirak olanaksızdır. Her iki takip yolu ve usulüdeğişiktir: Örneğin, birinde ödeme emri, diğerinde icra emri çıkar. İlamsıztakipte, borçlu her türlü itirazı ileri sürebilir; icra emrine karşı isesadece ödeme, zamanaşımı ve imhal nedeniyle itiraz edilebilir.

4- Hükmün sonuçları bakımından da her iki dava arasında fark vardır:İtirazın iptali davası ile tahvil davası, her ikisi de müspet sonuçlanmışsa,her ikisi de alacağın varlığı yönünden kesin hüküm teşkil eder. Ancak, tahsildavasında borçlunun borcunu ödememiş olduğu da bir kesin hüküm halinde tecelliettiği halde, örneğin imza inkarına dayanan bir itirazın iptali davasında,sadece imzanın borçluya ait bulunduğu kesin hüküm halinde belirir. Borçlu,itirazın iptali davası kabul edilmiş olmasına rağmen, pekala sonradan tediyesavunmasına dayanarak İİK`nin 72`ye göre bir menfi tespit davası açabilir.Oysa, tahsile ilişkin ilam için bunu söyleyemeyiz. Şartları varsa, iadeimuhakeme veya belki haksız iktisap hükümlerine başvurabilir.

Açılış, rüyet şartları ve sonuçları bakımından aralarında bu kadar farkolan iki davanın bir arada görülmesini, biz mümkün kabul etmemekteyiz.

Diğer yandan, eda davalarında hukuki yararın mevcudiyeti asıl olup, davacıayrıca hukuki yararı olduğunu ispat etmekle mükellef değildir ( K., HUMK,sh.260 ). Oysa, tespit davalarında hukuki yarar dava şartıdır ve davacı böylebir yararı olduğunu ispat etmelidir. ( K.., age, s.264 ). O halde, eda davasıaçıldığı takdirde, bir tespit davası niteliğinde olan itirazın iptali davasınıda açmakta alacaklının bir yararı olmadığından veya kalmadığından, itirazıniptali davasının eda davası ile birlikte görülememesi gerekir. Nitekim,TTK`nin 58.maddesinde beş nev`i türü gösterilmiştir. Bu davalardan birincisi,"Fiilin haksız olup olmadığının tespiti" davası, ikincisi "Haksız rekabetinmen`i " davasıdır. Bu davalar ayrı ayrı açılabileceği gibi, kural olarak hepbirlikte açılabilir ( yani bir davada ). Ancak, haksız rekabetin men`idavasında, fiilin haksız olup olmadığının öncelikle tespiti gerekmesinebinaen, 58/a gereğince açılacak davada, artık hukuki yarar kalmadığının kabulügerekir ( Bu istikamette 4.HD`nin 11.2.1972 T., 971/12331 E., 972/1080 K.sayılı kararı ).

İnkar Tazminatı :

İİK`nin 67/maddesinin 2.fıkrası şöyle başlıyor : Bu davada, yani itirazıniptali davasında, borçlunun haksızlığına karar verilirse, % 15`ten aşağıolmamak üzere bir tazminatla mahkum edilir.

Bu suretle, açıkça inkar tazminatı, itirazın iptali davasına bağlanmışolmaktadır. Bunun için, yani inkar tazminatına hükmedebilmek için, evvelaitirazın iptali davası şartları mevcut olacak ( dört şart ), sonra da talepolacak.

Bir dava türüne ( iptal davasına ) kanun koyucunun getirdiği bir müeyyide,başka bir dava türüne ( eda ) uygulanamaz.

Yargıtay`ın bu yolda da, yani bizim görüşümüze uygun kararları da vardır:Ankara 3.Tic.Mah.`nin 972/207, 974/148 K. sayılı ve 15.5.1974 günlü kararı,Yargıtay 15.HD.`nin 74/2246-2196 sayı ve 5.12.1974 günlü kararıyla onanmıştır.Keza, 4.HD.`nin 978/5471-14982 sayı ve 28.12.1978 günlü kararında tahsileilişkin davada inkar tazminatı verilmiş olması, bozma nedeni sayılmıştır.

P. dahi, katı tutumunu savunamamış ve sonunda, bir yıl içinde eda davasıaçılması halinde, eda davasının ancak tahsile ilişkin bölümünün reddine kararverilebileceğini kabul etmiştir. ( Batider, sh.965 ).

İİK`nin 67/2. maddesi, tazminatı, tek taraflı olarak yalnız borçlu içingetirmiş değildir. Haksız ve kötü niyetle itirazın iptali yoluna gidip deisteği reddedilen alacaklı da tazminata mahkum edilir. Ancak, haksız ve kötüniyetle de olsa, tahsil ( eda ) davası açan alacaklının böyle bir tazminatamahkum olması olanaksızdır.

Bir an için İİK`nin 67. maddesinin son fıkrasının mevcut olmadığı farzedilirse, bu halde davacının eda davası açmak olanağı kalmayacak mıdır? Zamanaşımı süresi içinde ve hatta daha sonra dahi davacının eda davası açmakhakkı olacaktır. O halde, İİK`nin 67/son maddesini iki şekilde yorumlamakmümkündür:

Ya bu son fıkra, 1 yıllık süre içinde eda davası açılmasını yasaklayan birhükümdür ; Veya eski tabirle "haşiv" gereksiz bir hükümdür.

Birinci yoruma gitme olanağı bulamamaktayız. İkincisine gelince, bu fikremütemayiliz. Esasen P. da bu hükümün lüzumsuz olarak konduğunu adeta kabuletmektedir ( Batider, sh.962 )

O halde, son fıkranın olmadığı farz edilse, yani maddede eda davasına hiçtemas edilmeden sadece itirazın iptali ve buna bağlı olarak inkartazminatından bhsedilmiş olsa idi ve buna rağmen bir eda davası açılarakinkar tazminatı istense idi, bu inkar tazminatına hükmedilecek miydi ? Busoruyu hukuken olumsuz cevaplandırmaktan başka bir yol olmadığı görüşündeyiz.Oysa, son fıkranın olmaması ile, gereksiz yere maddeye konması arasında birfark yoktur.

Kaldı ki, P.`nun ve onunla aynı fikirde olanların savunduğu gibi, bir yıliçinde olmak kaydıyla ister eda, ister iptal davası açılsın, inkar tazminatıgerekeceği görüşünü kanun koyucu paylaşmış olsa idi, kanun yapı tekniği icabı,inkar tazminatına ilişkin fıkrayı iptal davasından bahseden birinci fıkradanhemen sonra ikinci fıkra olarak düzenlemez, bunu en son fıkraya alır ve sadeceiptal davasını değil, eda davasını da katarak, 1 yıl içinde açılan itiraza,iptali veya alacağın tahsili davalarında inkar tazminatına hükmedileceğini,hüküm altına alırdı.

Sonuç olarak, "inkar tazminatı" sadece itirazın iptali davalarına has birmüeyyidedir. İtirazın iptali de istenmiş olsa, eda davalarında ya tahsilehükmetmemek ve inkar tazminatı vermek veya inkar tazminatı vermeden tahsilehükmetmek gerekir.

Bu açıklamaların ışığı altında, eda davasında inkar tazminatına hükmetmemişolan mahkeme kararının onanması gerektiği kanısıyla çoğunluk görüşünekarşıyım.

Yargıtay 11.HD Üyesi

Y.O.

Yorumlar

blog comments powered by Disqus
Başa Dön