Sorun bildir
Karar Ekle

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E:2001/6846 - K:2001/4680 Sorun bildir

Esas no: 2001/6846

Karar no: 2001/4680

Tarih: 17.07.2001




Banner


E:2001/6846 - K:2001/4680

  • KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ ( Dava Konusu Olaydaki Taşınmazların Sahih Vakıflardan Olan İcareteynli Vakıflarla Hiçbir İlgisinin Olmaması )
  • KISMİ İKTİSAP ( Tapuda Kayıtlı Taşınmazların Belirli Kısmının Zilyetlikle Kazanılmasının Olanaklı Olması )
  • VAKIF MALLARININ İKTİSABI ( Dava Konusu Olaydaki Taşınmazların Sahih Vakıflardan Olan İcareteynli Vakıflarla Hiçbir İlgisinin Olmaması )
  • KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ( Tapuda Kayıtlı Taşınmazların Belirli Kısmının Zilyetlikle Kazanılmasının Olanaklı Olması )

ÖZET :

Dava konusu olaydaki taşınmazların niteliği, konumu ve miktarı itibariyle sahih vakıflardan olan icareteynli vakıflarla hiçbir ilgisi yoktur. Bu durumda somut olayda zilyetlikle iktisap süresi bakımından 2762 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması olanağı yoktur. Zilyetlikle iktisap yasağı getiren 903 sayılı Kanunun yürürlük tarihine kadar 2762 sayılı Kanunun 41 ve Medeni Kanunun 639. maddeleri hükümlerine göre bu nev'i vakıf mallarının zilyetlikle iktisabı mümkün bulunmaktadır. Ayrıca tapuda kayıtlı bulunan taşınmazların belirli payının dahi zilyetlikle kazanılması olanaklıdır.

DAVA :

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

KARAR :

Kadastro sırasında dava konusu taşınmazlar tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle paylı olarak davacı ve davalılar adlarına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı taraf kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve tapu kaydındaki davalı payının hukuki değerini yitirdiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece taşınmazların tapu kaydının icareteynli vakıftan geldiği ve mülkiyetin hükmen mutasarrıfına geçtiği 13.12.1955 tarihi ile taviz bedeli ödenerek davalı taraf adına intikalen yapıldığı 5.5.1971 tarihi arasında 20 yıllık zilyetlikle iktisap ( 3402 sayılı Kanun'un 13/B-c ) süresi dolmadığı, 5.5.1971 tarih 6 nolu davalı pay tapusunun hukuki değerini koruduğu gerekçesiyle davanın reddine, taşınmazların 1/2 payının davacı, 1/2 payının davalı taraf adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılardan F.Balık ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu taşınmazların tarafların dayanağını oluşturan tapu kayıtları kapsamında kaldığı, davacı tarafın 1944 yılında taşınmazların 1/2 payını tapu ile satın aldıkları ve o tarihten sonra çekişmeli parsellerin tamamına çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyed oldukları, davalıların taşınmazlarda zilyedliklerinin bulunmadığı dosya kapsamıyla sabittir. Kök tapu kayıtları davacıların bayilerinin ve davalılara ortak kök miras bırakanı M.Sun'i E.adına kayıtlı bulunmaktadır. Sun'i E.'nin 1307 yılında öldüğü ve mirasının müşterek mülkiyet şeklinde mirasçılarına intikal ettiği, sözü edilen kişinin A.ve E.S.adına da iki mirasçısının bulunduğu, A.'in davacılara satış yapan kişilerin miras bırakanı, E.S.'nin ise davalıların miras bırakanı olduğu, A.'ın 1339, E.S.'nin ise 1929 yılında öldükleri anlaşılmaktadır. Mirasçılardan A.'a ait pay tapuda intikal görmek suretiyle 1944 yılında 1/2 pay için pay tapusu oluşturulduğu ve aynı yıl davacı tarafa satış yapıldığı, E.S.'ye ait payın ise müracaatına bırakıldığı, payın 1971 yılına kadar tedavül görmediği belirlenmiştir. Davacıların zilyetliğinin fer'i nitelikte olduğu davalı tarafça savunulmuş ise de; bu savunma kanıtlanamamıştır. Ayrıca davalılar vakfın icareteynli vakıf olduğunu, 1971 yılındaki intikal tarihine kadar süre yönünden de davacılar yararına iktisap koşullarının gerçekleşemeyeceğini savunmuşlar ve mahkeme de bu savunmaya itibar ederek davayı reddetmiş ise de, gerek taşınmazın niteliği, gerekse vakfın türü bakımından mahkemenin değerlendirilmesi dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Nizalı parsellere ait dayanak tapu kaydı ve geldi kayıtlarında vakıf malların Beyceğiz mezrasında olduğu ve cinsinin Evkafa Mülhak Behruz A.Vakfından icareteynli vakıf malı olduğu yazılıdır. Aynı Vakfa ait bulunan "Vakıf Temessük Senedi" ve "Senedi Hakeni" başlıklı belgelerde taşınmazın orman, koru ve mer'a niteliğinde bulunduğu açıklanmıştır. Taşınmazın niteliğini gösteren bu bilgilere öncelikle değer verilmesi gerekir. Bu belgelerde geçen böyle bir yerin sahih vakıf olarak vakfedilmesi mümkün değildir. Dava konusu olaydaki arazi Prof. Dr. İ.Sungurbey'in 7 Aralık 1995 tarihli raporunda ayrıntılarıyla açıklandığı gibi arazi-i emiriyyenin yalnızca aşar gibi vergi ve resimlerinin bir hayır cihetine tahsis edildiği "tahsis ve irsad kabilinden" "bedeli öşür mukatadı gayr-i sahih" bir vakıf nevindedir. Taşınmazların niteliği, konumu ve miktarı itibariyle bu arazinin sahih vakıflardan olan icareteynli vakıflarla hiçbir ilgisi yoktur. Bu durumda somut olayda zilyetlikle iktisap süresi 4755 sayılı Kanun'la değişik 2762 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması olanağı bulunmadığından 13.12.1955 tarihinde değil, 1944 yılında başlar. Zilyetlikle iktisap yasağı getiren 903 sayılı Kanun'un yürürlük tarihine ( 24.7.1967 ) kadar 2762 sayılı Kanun'un 41 ve Medeni Kanun'un 639.maddeleri hükümlerine göre bu nev'i vakıf mallarının zilyetlikle iktisabı mümkün bulunmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15/2. maddesi gereğince tapuda kayıtlı bulunan taşınmazların belirli payının dahi zilyetlikle kazanılması olanaklıdır. Kayıt maliki Sun'i E.ile mirasçısı bulunan E.S.'nin ölümünden tapu kaydının intikal tarihi olan 1971 yılına kadar 20 yıldan çok fazla süre geçmiştir. Davacıların malik sıfatıyla zilyetliğinin 1944 yılında başladığı nazara alındığından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-c maddesinde öngörülen iktisap şartları davacılar yararına oluşmuş, davalılar ait pay tapusu hukuki geçerliliğini yitirmiştir. Hukuki geçerliliğini yitiren tapunun tedavül görmesi o tapuyu geçerli hale getirmez.

SONUÇ :

Hal böyle olunca; temyize konu parseller yönünden davanın kabulüne, taşınmazların tüm payının davacı taraf adına tesciline karar verilmesi gerekir. Bir kısım davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyize konu parseller yönünden BOZULMASINA 17/07/2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

blog comments powered by Disqus
Başa Dön