Sorun bildir
Karar Ekle

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E:2004/1156 - K:2004/1630 Sorun bildir

Esas no: 2004/1156

Karar no: 2004/1630

Tarih: 08.03.2004




Banner


E:2004/1156 - K:2004/1630

  • TAŞOCAĞI RUHSATINA DAYANARAK AÇILAN ELATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI ( Zilyedliğin Korunması Davası Değil Kişisel Hakka Dayalı Elatmanın Önlenmesi Davası Niteliğinde Olması - Mahkemece Yapılacak İşlemler )
  • EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI ( Taşocağı Ruhsatı Kapsamındaki Yer İçin Mera İddiasıyla Vaki Müdahaleye Karşı Açılan - Mahkemece Yapılacak İşlemler )
  • MERA İDDİASIYLA TAŞOCAĞI RUHSATI KAPSAMINDAKİ YERE VAKİ MÜDAHALE ( El Atmanın Önlenmesi Davasında Taşınmazın Niteliğinin Tesbiti )
  • GÖREVLİ MAHKEME ( Taşocağı Ruhsatına Dayanarak Açılan Elatmanın Önlenmesi Davası - Zilyedliğin Korunması Davası Değil, Elatmanın Önlenmesi Davası Niteliğinde Olması )
  • ZİLYEDLİĞİN KORUNMASI DAVALARINDA SULH MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLMASI ( Taşocağı Ruhsatına Dayanarak Açılan Elatmanın Önlenmesi Davasının Zilyedliğin Korunması Davası Niteliğinde Olmaması )

ÖZET :

Somut olayda da; davacı almış olduğu taşocağı açma ve işletme ruhsatlarına dayanarak ruhsat kapsamında kalan alana davalıların elatmasının önlenmesini istemektedir. Dava bu haliyle zilyetliğin korunması değil, kişisel hakka dayalı elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Bir davada olayları anlatmak taraflara, uygulanacak kanun maddesini tespit etmek hakime aittir. Davacı dilekçesinde zilyetlikten de söz etmiş ise de asıl dayanağı yukarıda sözü edilen ruhsatlardır. Buna göre mahkemece; davacının aldığı arama ve işletme ruhsatlarının geçerli olup olmadığının, geçerli ise kapsadığı alanın sınırları ve bu alanda faaliyette bulunurken ruhsatlı alan dışına taşma ve müdahale olup olmadığının, bu şekilde haksız bir elatma var ise elatılan alanın mera kapsamında kalıp kalmadığının ve ayrıca ruhsat dahilindeki alanda çalışırken meranın diğer kısımlarında zarar meydana gelip gelmediğinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılarak, bilirkişilerden keşfi izlemeye elverişli kroki ile rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

DAVA :

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.11.2000 gününde verilen dilekçeler ile elatmanın önlenmesi ve tespit istenmesi üzerine davalar birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 24.12.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR :

Davacı açtığı ve birleştirilerek yargılaması yapılan davalarda, uyuşmazlık konusu saha için 1984 yılında aldığı ve daha sonra yenilediği taşocağı açma ve işletme ruhsatlarının ve Belediye Başkanlığı ile yapılmış kira sözleşmelerinin bulunduğunu, davalıların taşınmazın mera olduğu iddiası ile hakkında idareye başvurarak 3091 sayılı Gayrimenkule Tecavüzlerin Defi Hakkındaki Kanun Hükümlerinin uygulanmasını istediklerini ve bu şekilde zilyetlik haklarına müdahale ettiklerini ileri sürerek davalıların müdahalesinin menine, taşınmazın zilyedi bulunduğunun ve mera vasfını yitirdiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece; davacının mülkiyet iddiasının bulunmadığı zilyetlik hakkına dayanarak dava açtığı, buna göre davaya bakmak görevinin HUMK.nun 8/II-3 maddesi gereğince Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.

Hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir. 4342 sayılı Mera Kanununun 14. maddesi ""Tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan bu kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamaz. Ancak, bu kanuna veya daha önceki kanunlara göre mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri bu amaçla kullanılan arazilerden,

a- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının talebi üzerine, 3213 sayılı Maden Kanunu ve 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümlerine göre maden ve petrol arama ile arama sonunda verimliliği kesinlikle saptanan maden ve petrol, ön işletme, işletme faaliyetleri için zaruri olan,

b- Turizm Bakanlığının talebi üzerine, turizm yatırımları için zaruri olan,

c- Kamu yatırımları yapılması için gerekli bulunan,

d- İmar planlarının hazırlanması, toprak muhafazası, gen kaynaklarının korunması, milli park ve muhafaza ormanı kurulması, doğal, tarihi ve kültürel varlıkların korunması, sel kontrolü, akarsular ve kaynakların düzenlenmesi için ihtiyaç duyulan,

e- 18.3.1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 13 ve 14. maddeleri kapsamında kullanılmak üzere ihtiyaç duyulan,

Yerler, ilgili Bakanlığın talebi, Maliye Bakanlığının ve Valiliğin uygun görüşü üzerine Bakanlıkça tahsis amacı değiştirilebilir ve söz konusu yerlerin hazine adına tescili yapılır.

Bu maddenin ( a ) bendi kapsamında başvuruda bulunan işletmeciler, faaliyetlerini çevre mera alanlarına zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler. Bu yerler tahsis süresi bitiminde özel sicile kaydedilir.

Komisyon gerektiğinde 3083 sayılı sulama alanlarında arazi düzenlemesine dair Tarım Reformu Kanununun uygulanmasını Bakanlıktan talep edebilir"" hükmünü içermektedir.

Yukarıda anılan madde; mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerin tahsis amaçlarının hangi nedenlerle ve koşullarla değiştirilebileceğini hükme bağlamıştır.

Madde ikinci fıkrasıyla ( a ) bendi kapsamındaki yerlerle ilgili özel bir düzenlemeye gerek duymuş ve bu kapsamda başvuran işletmecilere iki yükümlülük getirmiştir. Bu işletmeciler faaliyetlerini yürütürken çevre meralara zarar vermeyecektir ve kendilerine özgülenen yerleri de tahsis süresi sonunda eski vasfına getireceklerdir.

Somut olayda da; davacı almış olduğu taşocağı açma ve işletme ruhsatlarına dayanarak ruhsat kapsamında kalan alana davalıların elatmasının önlenmesini istemektedir. Dava bu haliyle zilyetliğin korunması değil, kişisel hakka dayalı elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Bir davada olayları anlatmak taraflara, uygulanacak kanun maddesini tespit etmek hakime aittir. Davacı dilekçesinde zilyetlikten de söz etmiş ise de asıl dayanağı yukarıda sözü edilen ruhsatlardır.

Buna göre mahkemece; davacının aldığı arama ve işletme ruhsatlarının geçerli olup olmadığının, geçerli ise kapsadığı alanın sınırları ve bu alanda faaliyette bulunurken ruhsatlı alan dışına taşma ve müdahale olup olmadığının, bu şekilde haksız bir elatma var ise elatılan alanın mera kapsamında kalıp kalmadığının ve ayrıca ruhsat dahilindeki alanda çalışırken meranın diğer kısımlarında zarar meydana gelip gelmediğinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılarak, bilirkişilerden keşfi izlemeye elverişli kroki ile rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı nedenlerle mahkemenin görevsiz olduğuna dair hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ :

Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün ( BOZULMASINA ), 8.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yorumlar

blog comments powered by Disqus
Başa Dön