Sorun bildir
Karar Ekle

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E:1988/6438 - K:1989/3559 Sorun bildir

Esas no: 1988/6438

Karar no: 1989/3559

Tarih: 12.06.1989




Banner


E:1988/6438 - K:1989/3559

  • KREDİ SÖZLEŞMESİNDE KEFİLİN SORUMLULUĞU
  • KEFİLİN SORUMLULUĞU ( Kredi Sözleşmesinde )
  • İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİNDE İPOTEK VERENİN SORUMLULUĞU
  • AZAMİ HAD İPOTEĞİ

ÖZET :

Kredi sözleşmesinde, ipotek azami had ipoteği olduğu takdirde, ipotek veren şahıs sadece ipotek limiti miktarı ile sorumludur. Kefiller ise, kredi sözleşmesindeki kefalet limiti ile sorumlu oldukları gibi, ayrıca temerrüte düşürülmüşlerse, kendi temerrütlerinin sonuçlarından da sorumlu olurlar.

DAVA :

Taraflar arasındaki davadan dolayı Mersin Asliye Ticaret Mahkemesinceverilen 24.12.1987 tarih ve 346 - 347/367 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacıvekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmışolmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR :

Davacı vekili, birleştirilerek yürütülen davada müvekkilinindavalılardan M.M. T.'a ihracat teşvik kredisi kullandırdığını, diğer davalılarınkredi sözleşmesine kefil olduklarını, davalılardan M.N.T.'ın ipotekborçlusu olduğunu, taahhüt edilen ihracatın gerçekleştirilememesi nedeniyleMerkez Bankası'nın uyguladığı, müeyyideler sonucu doğan borcun ihtarname tebliğinerağmen ödenmediğini, 20.4.1986 tarihi itibariyle ( 16.947.283 ) TL. borç miktarıüzerinden, davalılardan M.M. ve M.N.hakkında ipoteğin paraya çevrilmesiyoluyla yapılan takibe bu davalıların haksız itiraz ettiklerini iddia ederekitirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş,birleştirilerek yürütülen davada ise davalılar M.N.ve M.S. hakkındaaynı borç nedeniyle kefil olmaları nedeniyle yapılan takibe bu davalıların dahaksız olarak itiraz ettiklerini iddia ederek itirazlarının iptaline ve inkartazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar M. ve M.S. vekili, mükerrer takip bulunduğunu müvekkili S.'in kefaleti bulunmadığına ve kredi sözleşmesideki limitten fazla borcun istendiğini, istenen faizin fazla olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı M.N.vekili, ipotek limitinin çok üstünde icra takipleri yapıldığını, kefaletin bir yıl için geçerli olacağını, dava konusu borçtan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia ve savunmaya, bilirkişiler raporlarına ve toplanan kanıtlara nazaran bilirkişi raporu doğrultusunda 20.4.1986 tarihi itibariyle ( 16.107.560 ) TL. üzerinden davalılar itirazlarının iptaline ve % 15 inkar tazminatının davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.

1 - Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2 - Kredi borçlusu M.M. T.vekilinin bu davalı yönünden tüm temyiz itirazlarının reddi ile davalılardan M.T.T.hakkındaki hükmün onanması gerekmiştir.

3 - Davalılardan M.N.T.kredi sözleşmesinde kefil ve aynı zamanda ipotek verendir. Davalılardan M.S. T.ise kredi sözleşmelerinde sadece kefildir. Dairemizin bu konudaki yerleşmiş inançlarına göre ipotek veren şahıs, ipotek azami had ipoteği olduğu takdirde sadece ipotek limiti miktarı ile sorumludur. Kefiler ise kredi sözleşmesindeki kefalet limiti ile sorumlu oldukları gibi ayrıca temerrüde düşürülmüşlerse kendi temerrütlerinin sonuçlarından sorumlu olurlar. Davalılardan M.N.T.'ın vermiş bulunduğu gayrimenkul ipoteği azami had ipoteği olduğundan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip nedeniyle, ipotek veren yönünden ipotek limitinin aşılıp aşılmadığı araştırılmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, Davalılar M.N.T.ve M.Sebahatin T.'ın kredi sözleşmelerindeki kefaletleri nedeniyle yapılan icra takipleri itibariyle, bu davalılar yönünden kefalet limitinin aşılıp aşılmadığı ve temerüde düşürülüp düşürülmedikleri, temerrüde düşürülmüşlerse kendi temerrütleri nedeniyle ne miktar borçlu bulundukları saptanmadan eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalılar M.N.T.ve M.S. T.yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının ( REDDİNE ), ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılardan M.M. T.vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle bu davalı yönünden hükmün ( ONANMASINA ), ( 3 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ( davalılardan M.N.T.ve M.S. T.vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün bu davalılar yönünden ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

blog comments powered by Disqus
Başa Dön