Sorun bildir
Karar Ekle

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2009/11-27 K: 2009/102 Sorun bildir

Esas no: 2009/11-27

Karar no: 2009/102

Tarih: 04.03.2009




Banner


MAHKEMESİ: S.Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 22/10/2008

NUMARASI: 2008/132 E-2008/196 K.

DAVACI: ... M.ve N.vekilleri Av.H.Y.

DAVALI: T.vekili Av.İ.H. Sapancılar

Taraflar arasındaki "Aidat ve Avans Alacağı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; S.Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 15.11.2006 gün ve 2006/103 E- 112 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 25.03.2008 gün ve 2007/2173-2008/3849 sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin önceki yönetim kurulu üyesi olduğunu, bu döneme ilişkin personel avans borcu ve aidat borcu nedeniyle takip yapıldığını, davalının takibe itiraz etmesi nedeniyle kısmi olarak açılan itirazın iptali davasının karara bağlandığını, davalının bakiye 1.515,76.-YTL aidat ve 13.211,33.-YTL personel avans borcu bulunduğunu ileri sürerek, toplam 14.737.-YTL'nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunmuş ve davanın esastan reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre, davalının 1.515,76 YTL aidat ve 13.611,33.-YTL personel avans borcu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, davalının aidat borcu ile yöneticilik yaptığı dönemde alıp kapatmadığı iddia olunan avansların tahsili istemine ilişkindir.

Aidat borcu, davalının üyelik sıfatından kaynaklanan bir borç olup yöneticilik görevi ve sorumluluğu ile ilgili değildir. Bu nedenle, davalının aidat borcunun tahsiline ilişkin davanın yönetim kurulu tarafından açılması gerekirken, denetim kurulunun verdiği vekalet ile davanın açılıp görülmesi doğru değildir.

Dairemizin yerleşmiş görüş ve uygulaması uyarınca bu eksiklik usule ilişkin bir sorun oluşturduğundan, HUMK.'nun 39 ve 40.maddeleri uyarınca davacı tarafa yönetim kurulundan icazet ve vekalet verilmesi için uygun bir süre tanınması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, dava şartı olan bu yön üzerinde durulmaksızın davalı aleyhine doğrudan aidat borcuna ilişkin istemle ilgili olarak işin esasına girilip, karar verilmesi uygun bulunmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Davalı vekilinin zamanaşımı definin reddine ilişkin temyiz itirazlarına gelince, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin davanın zamanaşımı süresi için 1163 sayılı Yasa'nın 98.maddesi yollamasıyla TTK.'nun 309. maddesi hükmü uygulanır. Anılan maddenin 4.fıkrasında fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde fiilin meydana geldiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımı süresinin dolduğu, ancak, fiilin suç olması halinde Ceza Kanunu'nda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş ise, tazminat davasının da o zamanaşımı süresine tabi olacağı düzenlenmiştir.

Somut olayda, mahkemece, davalı hakkında davacı tarafından 24.04.2001 tarihinde davaya konu personel avans borcunun tahsili için takip başlatıldığı, itiraz üzerine Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'ne 08.10.2001 tarihinde kısmi olarak itirazın iptali davası açıldığı, anılan mahkemece 21.09.2005 tarihinde hüküm tesis edilip, kararın 16.02.2006 tarihinde kesinleştiği, bu itibarla zamanaşımı süresinin kesildiği gerekçesiyle, davalı vekilinin zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir.

Oysa, kısmi dava açılmış olması halinde, zamanaşımı yalnızca açılmış olan kısım için kesilir. Islah ile artırılan miktarın veya ek davanın da zaman aşımı süresi dolmadan açılması şarttır. Bu itibarla, mahkemece, yukarıda izah edildiği üzere, davalının yönetim kurulu üyesi olarak almış olduğu iddia edilen personel avans borcunu iade etmemesinin suç oluşturup oluşturmadığı, dolayısıyla ceza kanunda bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresinin kabul edilip edilmediği gözetilerek, davalı vekilinin zamanaşımı definin buna göre değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, kooperatif üyesi ve eski yöneticisi olan davalıdan aidat alacağı ile avans alacağının tahsili istemine ilişkindir.

1-Davalının yöneticilik yaptığı dönemde alıp kapatmadığı avans alacağı yönünden denetçilerin verdiği vekaletnameye dayanarak dava açılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bununla birlikte, aidat borcu davalının üyelik sıfatından kaynaklanan bir borç olması nedeni ile bunun tahsili için açılacak davanın yönetim kurulu tarafından açılması gerekir. Her ne kadar, dava açılırken davacı vekili dönemin kooperatif yönetim kurulu üyeleri R.C.ve M.Ö.tarafından kendisine verilmiş bir vekaletname ibraz etmişse de, yerleşik Yargıtay kararlarına göre, kooperatif adına ancak, dava tarihinde kooperatifi temsile yetkili yöneticiler tarafından vekaletname verilebilir.

Somut olayda; dava 03.03.2006 tarihinde açılmış olup, dava tarihinde davacı vekiline verilmiş usulüne uygun bir vekaletname bulunmadığından, mahkemenin bu yöne ilişkin direnmesi doğru bulunmamıştır.

Ne var ki, bozmadan sonra 31.01.2008 tarihinde müşterek imzaları ile kooperatifi temsile ve ilama yetkili başkan M.Ö., 2.başkan K.Ö.ve Muhasip üye H.Kalelioğlu tarafından davacı vekiline usulüne uygun şekilde düzenlenmiş bir vekaletname verilmiştir. Bu vekaletname dosyaya konulmuştur.

Hal böyle olunca, bu aşamada Dairece vurgulanan usuli eksiklik tamamlanmış olduğundan, Özel Dairenin bozma ilamının 1.bendinde açıklanan nedenler yönünden işin esasının incelenmesi için dosyanın Dairesine gönderilmesi gerekir.

2-Bozma ilamının 2.bendinde açıklanan zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması yönünden, yerel mahkemece bozma ilamına uyularak gerekli araştırma yapılarak yeni bir hüküm kurulduğu anlaşıldığından, kurulan yeni hükme yönelik davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için de dosyanın Dairesine gönderilmesi gerekmiştir.

SONUÇ

1-Taraf ehliyeti yönünden kurulan hükmün esasına yönelik davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için;

2-Zamanaşımı yönünden kurulan yeni hükme yönelik davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için; dosyanın Yargıtay 11.Hukuk Dairesine Gönderilmesine, 04.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yorumlar

blog comments powered by Disqus
Başa Dön