Sorun bildir
Karar Ekle

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E:2000/7287 K:2000/8664 Sorun bildir

Esas no: 2000/7287

Karar no: 2000/8664

Tarih: 16.11.2000




Banner


DAVA :

İ.Y.ve müşterekleri ile Hazine ve Hacılar Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Ankara-Gölbaşı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.01.1996 gün ve 538-9 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili ve İ.Y.mirascıları vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR :

Davacılar, 2 parça taşınmazın tescili talep etmişler, mahkemece krokide A ile gösterilen kısım yönünden davanın reddine, B ile gösterilen bölüm yönünden davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hükmün kabule ilişkin bölümü Hazine, redde ilişkin bölümü ise B.dışındaki davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya muhtevasına dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve taktirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre Hazinenin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün krokide B ile gösterilen bölümünün ONANMASINA,

2-Krokide A ile gösterilen taşınmaza yöneltilen temyiz itirazlarına gelince:Mahkemece taşınmaz otlak olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda uyuşmazlık temyize konu bölümün niteliğinin belirlenmesi ile ilgilidir. 4342 sayılı Mera Kanununun 3/m maddesinde otlak, mera ile aynı niteliklere sahip yer olarak tarif edilmiştir.

Bir yerin öncesinin veya halihazır durumunun tahsisli veya kadim meralardan olup olmadığı ayrı usul ve şekilde araştırılmaya tabidir.Zira tahsisli ve kadim meraların oluşumu itibariyle farklılıkları vardır.Tahsisli meralar,yetkili merciler tarafından kamunun yararlanmasına ayrılmak suretiyle ve tahsis yoluyla oluştuğu halde,kadim meralar,başlangıcı bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel olarak o yer halkının yararlanması suretiyle kamu malı niteliğini kazanırlar.HGKnun 30.10.1991 tarih 1991/8-427-544 ve 3.5.1995 tarih ve 1995/17-149-502 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi bir yerin yetkili bir merci tarafından mera olarak tahsis edilmesi,evveliyatı itibariyle o yerin mutlak surette mera olarak kabulüne yeterli olmadığı gibi zilyedlikle iktisap iddiasının dinlenmesine de engel değildir.Ne var ki,yetkili merci tarafından bir yerin mera olarak tahsisinin yapılmış olması durumunda gerçek kişinin o yerdeki zilyedliği sona ereceğinden mera olarak tahsisin yapıldığı tarih itibariyle kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının saptanması gerekir.Taşınmazın tahsis yoluyla değilde kadim mera olduğunun anlaşılması halinde her halukarda kazandırıcı

zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir.Bu durumda mahkemece yapılacak iş;tahsisli veya kadim mera olup olmadığının usulüne uygun şekilde araştırılmasıdır.

SONUÇ :

Taşınmazın tahsisli meralardan olup olmadığı hususu araştırılırken,öncelikle bu yerde mera tahsisinin bulunup bulunmadığının Köy Hizmetlerinden sorulması,varsa mera norm kararı ile tahsis tutanağı ve paftası getirtilerek mahallinde uygulanıp nizalı taşınmazın bu belgeler kapsamında kalıp kalmadığı, mera norm kararına göre tahsis edilen meranın menşei norm kararından araştırılarak tahsisin mevcut kadim meradan mı, yoksa 4753 SK.nun 8.maddesine göre Bakanlık emrine geçen yerlerden mi yapıldığı tahkik ve tespit edilmelidir. Taşınmazın öncesinin kadim mera niteliğinde olup olmadığı hususu araştırılırken yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre,komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve tanık ifadeleri ve uzman bilirkişi ziraat yüksek mühendisi aracılığı ile tesbiti,toprak tevzi komisyonu veya tapulamaca-kadastroca işlem gören yerlerde komşu parsellere ait tutanak ve dayanağı belgeler getirtilerek mahalline uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmaz yönünün ne şekilde gösterildiği tespit edilerek nizalı taşınmaz ve çevreleyen komşu taşınmazın mera niteliğinde olup olmadığı araştırılarak belirlenecek niteliğe göre yukarıda açıklanan hususlarda düşünülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken usulüne uygun şekilde mera araştırması yapılmamış olması isabetsiz olup, davacıların temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün krokide A ile gösterilen bölüm yönünden açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/İ maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına ve 2.080.000.-lira peşin harcın istek halinde davacılara iadesine 16.11.2000 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

blog comments powered by Disqus
Başa Dön