Sorun bildir
Karar Ekle

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E:1995/6766 K:1995/14215 Sorun bildir

Esas no: 1995/6766

Karar no: 1995/14215

Tarih: 26.12.1995




Banner


DAVA :

Taraflar arasında görülen M.K.'nun 639/2. maddesine dayalı tapu iptal ve tescil davasının yargılaması sonucunda; mahkemece dava konusu taşınmazın Evkafa Mülhak Behruz A.Vakfı'ndan icareteynli olduğu, mülkiyetinin davalı tarafa Yasa gereği 13.12.1955 tarihinde geçtiği, tapuda intikalin yapıldığı 5.5.1971 tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

KARAR :

Taşınmazın vakıf malı olduğunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık vakfın türü hakkındadır. Davalı taraf taşınmazın icareteynli vakıf olduğunu savunmuş, mahkemece de böyle kabul edilmiştir.

İcareteynli vakıflar ihtiyaç ve zaruretler sonunda kabul edilmiştir. Yangın gibi afetler sonucu vakfın yanıp yıkılma sonucunda harap olması halinde tamir ve inşaa için gerekli paranın buradan yararlanan kişiden değerine yakın peşin bir kira bedeli olarak alınıp gerekli imar ve tamiratın yapılmasını, ayrıca her yıl düşük ( sembolik ) bir kira bedeli alınmasını gerektirir. Köy, kasaba veya şehir içindeki bina-arsa ve bağ gibi özel mülkler bu vakfa konu olabilir.Dava konusu taşınmazın bu nitelikte olup olmadığı mahkemece tartışılmadığı gibi temessük senedinde vakıf malların koru-orman-mer'a olarak belirlenmesi ve bunların Beyceğiz Mezrası'nda bulunması üzerinde de durulmamış ve bu hususta bilirkişi görüşüne de başvurulmamıştır. İcareteynli bir vakfın varlığından söz edebilmek için öncelikle bu vakfın sahih vakıflardan olması, bunun içinde vakfedilecek taşınmazı miri ( mülk ) arazi cinsinden özel mülkiyete konu yerlerden olması gerekir. Vakıf konusunda uzman olup bu işlerden anlayan öğretim üyesi ve tatbikatçılardan oluşacak üç kişilik bir bilirkişi kurulu aracılığı ile temessük senedi, tapu kayıtları ve dosyadaki diğer belgeler üzerinde inceleme yapılarak taşınmazların niteliği ve bulunduğu yer itibariyle vakfın sahih alınması, vakfın türü belirlendikten sonra tarafların gösterdiği diğer delillerin toplanması, tanıklarının taşınmaz başında dinlenerek öncesinin ne ve kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, kimlerin ne zamandan beri, ne sebep ve şekilde tasarruf ettiği, kullanım karşılığı kira, ecrimisli vesair şekilde bir yarar sağlanıp sağlanmadığı hususunda bilgilerine başvurulması bundan sonra M.K.'nun 639/2. madde koşulları tartışılıp değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme sonucu temessük senedi ve tapu kayıtlarındaki bazı sözcüklerden hareketle yazılı şekilde hüküm verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu itibarla yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve Yargıtay duruşması için takdir edilen 750.000 lira vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekil aracılığı ile temsil olunan davacıya verilmesine ve 125.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 26.12.1995 tarihinde bozmada oybirliği sebebinde oyçokluğu ile karar verildi.

Karşı Oy

Davacı, tapulama çalışmaları sırasında davalılar adına tespit edilen uyuşmazlık konusu parsele ait E.1303 tarih ve 28 numaralı dayanak tapu kaydının 1/2 pay sahibi M. kızı E. S.'nin 1929 yılında öldüğünü, o tarihten kaydın intikal gördüğü 5.5.1971 tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak zilyet olduğunu, bu nedenle tapu kaydının M.K.'nun 639/2. maddesi hükmü uyarınca hukuki değerini yitirdiğini ileri sürerek iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece nizalı parselin Evkafa Mülhak Behruz A.Vakfı'ndan İcareteynli olduğunu, mülkiyetinin davalılara Yasa gereği geçtiği 13.12.1955 gününden kaydın intikal gördüğü tarihe kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık sürenin geçmemiş olması nedeniyle davanın reddi yönüne gidilmiştir.

Nizalı parsele ait dayanak tapu kaydı ve geldi kayıtlarında cinsinin Evkafa Mülhak Behruz A.Vakfı'ndan İcareteynli olduğu yazılıdır. Uyuşmazlığın sağlıklı olarak çözüme kavuşturulabilmesi için vakfın türünün ve vakıf nedeniyle ödenen paranın hukuksal niteliğinin belirlenmesi ve bu belirlemelere bağlanacak hukuki sonuçların ortaya konulması gerekmektedir. Az önce açıklandığı üzere tapu kaydında taşınmazın İcareteynli, vakıf malı olduğu yazılıdır. Aynı vakfa ait dosya arasında bulunan "Vakıf Temessük Senedi" ve "Senedi Hakani" başlıklı belgelerde taşınmazın orman; koru ve mera niteliğinde bulunduğu açıklanmıştır. Taşınmazın niteliğini gösteren bu bilgilere öncelikle değer verilmesi gerekir. Bu belgelerde geçen böyle bir yerin gerçek vakıf-sahih vakıf olarak vakfedilmesi mümkün müdür? Cumhuriyet döneminden önceki hukukumuzda ancak özel mülkiyete konu bir yerin gerçek vakıf-sahih vakıf olarak vakfedilmesi mümkün bulunmakta idi. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.9.1990 gün ve 1990/1-333 E., 1990/416 K. Prof. Dr. F.E., T.Hukuku, s. 41, Prof. Dr. İ.Sungurbey, Medeni Hukuk Eleştirileri, s. 202 ve devamı. ) Arazi Kanunnamesi'nin 91 ve 102. maddelerinde düzenlenen "arazi-i metruke" türü içinde yer alan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan, somut olayda olduğu gibi orman, koru ve mera niteliğindeki bir yerin gerçek vakıf şeklinde vakfı mümkün olmayıp, ancak mülkiyeti Hazinede kalmak üzere tasarruf ( yararlanma ) hakkı, yani gelirleri vakfedilebilirdi. "Tahsis ve İrsat Kabilinden Vakıf'' biçiminde Vakfedilen böyle bir yer nedeniyle alınan para, kiracısından mutasarrıfından-alınan bedel İcareteynli vakıf kiracısından alınan peşin kira-İcare'i muaccele-veya veresiye kira denilen-icare'i müeccele niteliğinde olmayıp, "Bedelli Öşür Mukataa" olarak ifade edilen vergi niteliğinde bir para alınmakta idi. Hal böyle olunca gerçek olmayan vakıflar-sahih olmayan vakıfların 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 27. ve devamı maddeleri hükümleri uyarınca tasfıyesi sözkonusu olamaz. Eş bir anlatımla Mukataalı ve İcareteynli vakıflar hakkındaki Vakıflar Kanunu' nun anılan hükümleri "Tahsis ve İrsat Kabilinden vakıflar" hakkında uygulanmaz. Taşınmazın önceki niteliği belgelerden açıkça ifade edildiğine göre gerek taşınmazın niteliği ve gerekse vakfın türünün belirlenmesi bakımından bilirkişi incelemesine de gerek bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.9.1990 gün ve 1990/1-333 E., 1990/416 sayılı kararında belirtildiği taktirde konunun uzman bilirkişilerden seçilecek bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılması ve ayrıntılı rapor istenebilir. Somut olayda taşınmazın mera, koru ve orman niteliğinde olduğu hususunda duraksamamak gerekir. Bu nedenle ayrıca bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Hazine davada taraf durumunu almadığına göre kayıt malike E. S.'nin ölüm tarihinden itibaren böyle bir taşınmazın M.K.'nun 639/2. maddesinde belirtilen koşullar altında kazanılması mümkün olabilir. Ne var ki Mahkemece bu yönden herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. İddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerin toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir düşüncesiyle, taşınmazın cinsi ve vakfın türü bakımından bilirkişi incelemesi yapılması gereğine işaret eden değerli çoğunluğun bozmadaki düşüncelerine katılmıyorum.

Yorumlar

blog comments powered by Disqus
Başa Dön