Sorun bildir
Karar Ekle

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E: 1996/5-269 K: 1996/00286 Sorun bildir

Esas no: 1996/5-269

Karar no: 1996/286

Tarih: 17.12.1996




Banner


DAVA

İKNA SURETİYLE İRTİKAP GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK

ÖZET: Bazı dosyaların sanıkları olan müştekilerden, para cezaları ve posta ve keşif masrafı olarak bir miktar paranın ödenmesi gerektirini söyleyerek, memuriyet sıfatını kötüye kullanmak suretiyle kanunen ödenmesi gerekmeyen bu paraların ödenmesi hususunda onları ikna edip, kendilerinden makbuzsuz yada düzenlediği makbuzdaki meblağlardan daha fazla paralar doruk haksız çıkar sağlayan zabıt katibi sanığın eylemleri, zincirleme biçimde ikna yoluyla yiyicilik suçunu oluşturur. Görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun unsurları yoktur.

İrtikap suçundan sanık J.'nin, TCY.nın 209/2, 80, 219/3, 59, 219/son maddeleri uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ve süresiz memuriyetten yoksun bırakılmasına ilişkin, (Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesi)'nce verilen 23.11.1993 gün, 17/209 sayılı hükmün sanık vekili tarafından temyizi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay Beşinci Ceza Dairesi, 15.06.1994 gün, 1101/2018 sayı ile; "sanığın leyh ve aleyhindeki kanıtlar tartışılıp, suçun kanuni unsurları ve sabit kabul edilen vakıalar gösterilmeden karar verilmesi" isabetsizliğinden bozmuş, önceki hükümde direnilmesine ilişkin 04.10.1994 gün, 160/166 sayılı karar ise Ceza Genel Kurulunun 10.04.1995 gün, 87/113 sayılı kararı ile "yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden hüküm kurulması" nedeniyle bozulmuştur.

Yerel Mahkemece bozmaya uyularak 07.11.1995 gün, 123/259 sayı ile; bu kere sanığın, TCY.nın 240, 80, 59; 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 1.846.000 lira ağır para ve 2 ay 27 gün memuriyetten men cezası ile cezalandırılmasına ve cezaların teciline karar verilmiş, sanık vekili ile C. Savcısının temyizi üzerine Yargıtay Beşinci Ceza Dairesi, 29.02.1996 gün, 4264/523 sayı ile; oluşa göre, olay tarihinde Ş… Sulh Ceza Mahkemesi zabıt katibi görevinde bulunan sanığın, derdest veya sonuçlanmış bazı dava dosyalarının sanıkları olan müştekilere keşif, posta veya temyiz parası adı altında ya da para cezası olarak bir miktar para vermeleri gerektiğini söyleyerek, memuriyet sıfatını kötüye kullanmak suretiyle kanunen ödenmesi gerekmeyen bu paraların ödenmesi hususunda müştekileri ikna edip, kendilerinden makbuzsuz paralar alarak haksız çıkar sağladığı anlaşılmış bulunması karşısında, sanığın sabit olan eylemlerinin ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu gözetilmeyerek yazılı şekilde görevi kötüye kullanmaktan hüküm kurulması,

Kabul ve uygulamaya göre de;

Hesap hatası sonucu ağır para cezasının noksan tayini" isabetsizliğinden bozmuş,

Yerel Mahkemece, 10.07.1996 gün, 169/137 sayı ile; "Hakimin sözlü emri üzerine. yasal olmadığı halde taraflardan keşif, davetiye, temyiz gideri adı altında para alınmıştır. Yiyicilik suçu için; yalan, hile veya desise ile mağdurun para verilmeye mecbur bırakılması gerekir. Sanığın, görev ve sıfatını kötüye kullanarak, mağdurları para vermeye zorladığına dair delil olmadığından irtikap suçu oluşmamıştır" gerekçesiyle ve "ikna yoluyla irtikap suçundan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği" karşı oyu ile oyçokluğuyla önceki hükümde direnilmiştir.

Bu hükmün de Yargıtay'ca incelenmesi C. Savcısı tarafından süresinde istenildiğinden dosya; Yargıtay C. Başsavcılığı'nın "onama" istemli 03.10.1996 tarihli tebliğnamesiyle Beşinci Ceza Dairesi'ne ve Özel Dairece de görevsizlik kararı ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle; Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

Sulh Ceza Mahkemesi zabıt katibi olan sanığın, görev yaptığı mahkemede sanık olarak yargılanan ve haklarında mahkumiyet hükmü kurulan bir kısım şikayetçileri, kolluk vasıtasıyla veya telefonla çağırarak kararın tebliği için pul parası aldığı, hükmolunan ceza tecil olunduğu halde cezanın ertelenmesinden bahsetmeyerek "kararı ya temyiz edersin, ya da cezayı ödersin" diyerek, temyiz edenlerden temyiz posta masrafım, temyiz etmeyeceğini söyleyenlerden ise para cezasın) tahsil ettiği, haklarında dava devam eden bir kısım şikayetçilerden ise keşif yapılacağını söyleyip, keşif masrafı adı altında para aldığı halde, keşif giderlerinin suçüstü ödeneğinden harcandığı, bazı şikayetçilerden aldığı keşif masrafına karşılık daha az miktarda tahsilat makbuzu düzenleyerek, aradaki farkı mal edindiği, bir kısım şikayetçilere para aldığını bildiren kağıt parçaları verdiği olayda; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluş ve sübutta bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çözümlenecek sorun, suç vasfının tayinine ilişkindir.

İkna suretiyle irtikap (yiyicilik) suçu, memurun, memuriyet sıfatını veya görevini kötüye kullanarak, bir kimseyi kendisine veya başkalarına haksız olarak para vermeye ya da sair menfaatler sağlamaya veya vaadine ikna ederek çıkar sağlaması ile oluşmaktadır. Mağdur, memura sağladığı çıkarın yasal olduğunu zarınetmektedir. Yasa dışı çıkar sağladığını bilmemektedir.

Memur, yalan beyanlarıyla mağduru kandırmaktadır. Mağdur, yaptığı ödemenin yasa ve yönetmelikler gereğince yapılması gerektiğine inanmakta, failin iknası ile bireyin rızası fesada uğramaktadır. İkna, bireye ödemeye mecbur olmadığı bir parayı ödemek zorunda olduğunu bildirmektir (S.Bakıcı, Açıklamalı Zimmet - İrtikap - Rüşvet Suçları, Sh. 232 ve dv.). Memurların, görevlerini mevzuata aykırı veya belirlenen usuller dışında yapmaları ile yetkilerini kötüye kullanmaları halinde, kötüye kullanmanın biçim ve derecesine göre yasalarda çeşitli özel hükümler (rüşvet, zimmet, irtikap suçları ile konut dokunulmazlığını bozma, sahtekarlık suçlarındaki özel düzenlemeler gibi) yer almaktadır. Görevde yetkiyi kötüye kullanma niteliğini taşıyan herhangi bir fiil, yasada başka suretle cezalandırılmadığı takdirde genel ve tamamlayıcı hüküm mahkiyetindeki TCY.nın 240. maddesi kapsamına girmektedir.

Maddi olayda sanık, adliyeye çağırdığı şikayetçilerden ödenmesi gerekmeyen para cezaları ile posta ve keşif masrafı olarak bir miktar paranın ödenmesi icabettiğini söyleyerek, haksız menfaat temin etmiştir. Bu suretle para alınması, sanığın bu paranın ödenmesi gerektiği hususunda şikayetçileri inandırmasından doğduğu cihetle olayda, zincirleme biçimde ikna yoluyla yiyicilik suçu oluşmuştur. Duruşma yargıcının, keşif masrafının davanın sanığı tarafından yatırılmasını söylemesi, tahsilat makbuzu kesilmeksizin masraf adı altında para alınıp, suçüstü ödeneğinden harcama yapılması gerektiği şeklinde yorumlanamayacağı gibi, bazı şikayetçilerden keşif masrafı denerek daha fazla miktarda para alındığı halde tahsilat makbuzunun daha az miktarı içermesi ve posta masrafı ile para cezası adı altında para alınması nedeniyle eylemin görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu kabul edilemez. Bu itibarla, Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

Sonuç: Açıklanan nedenlerle, direnme hükmünün (BOZULMASINA), CMUY.nın 326. maddesinin Yerel Mahkemece gözetilmesine, 17.12.1996 günü tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

blog comments powered by Disqus
Başa Dön